Röportajlar

Avi Alkaş ile Sektöre Bakış

Yarım asrı aşan deneyimi, global vizyonu ve insan odaklı liderlik anlayışı ile Avi Alkaş, Moda ve Perakende sektörünün dönüşüm yolculuğunu, bugünü ve yarını Avmgazette için değerlendirdi.

Tuba Mercan · · 21 dk okuma
Avi Alkaş ile Sektöre Bakış
Şu an bu haberi 128 kişi okuyor

1. Türkiye’de AVM sektörü bugün bir büyüme hikâyesinin mi, yoksa yeniden tanımlanma sürecinin mi içinde? 

Ben bu süreci, büyümenin yeni bir evresiyle birlikte ilerleyen bir evrim ve yeniden tanımlanma dönemi olarak görüyorum.Türkiye, AVM sayısı ve toplam kiralanabilir alan açısından önemli bir olgunluk seviyesine ulaştı. Bu da sektörün artık daha nitelikli, daha deneyim odaklı ve daha bütünsel bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.Bugün öncelikli konu, yeni AVM’ler geliştirmenin yanında mevcut AVM’lerin bulundukları şehirlerle, ziyaretçileriyle ve markalarıyla kurdukları ilişkiyi yeniden değerlendirmek ve değişen ihtiyaçlara uygun şekilde geliştirmek.Geçmişte başarı daha çok metrekare, doluluk oranı ve ziyaretçi sayıları üzerinden ölçülürken; bugün deneyim, aidiyet, yaşam kalitesi ve insanların mekânla kurduğu bağ çok daha belirleyici hale geliyor.Özellikle büyük şehirlerde sektörün olgunlaşmasıyla birlikte kalite, farklılaşma ve deneyim ön plana çıkıyor. Anadolu şehirlerinde ise önemli gelişim fırsatları görüyoruz. Burada da yaklaşımın, alışveriş fonksiyonunu şehir yaşamına değer katan, sosyal hayatı destekleyen ve bulunduğu kentin kimliğiyle bütünleşen yaşam alanlarıyla zenginleştirmek olması gerekiyor.Önümüzdeki dönemde kazananlar; büyüklüğünün yanında anlamıyla, deneyimiyle ve şehir yaşamına kattığı değerle ayrışan AVM’ler olacak.Çünkü artık rekabet, metrekarelerin ötesinde; insanların hayatına ne kadar değer kattığınız, onlarla nasıl bir bağ kurduğunuz ve o şehrin yaşamına nasıl katkı sağladığınız üzerinden şekilleniyor.

2. Sizce AVM kavramı artık eskidi mi, yoksa yeni bir kimlikle yeniden mi doğuyor? 

AVM kavramının güçlü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini düşünüyorum. İnsanların bir araya gelme, sosyalleşme ve deneyim yaşama ihtiyacı her zaman varlığını koruyacak. Bu nedenle AVM’ler de bu ihtiyaca yanıt veren önemli buluşma noktaları olarak gelişmeye devam ediyor.Bugün AVM’ler, yalnızca alışveriş yapılan alanlar olmanın ötesine geçerek yaşam ve deneyim platformlarına dönüşüyor. Alışveriş fonksiyonu önemini korurken; yeme-içme, sosyalleşme, etkinlik, eğlence, kültür ve farklı deneyim alanlarıyla birlikte çok daha kapsamlı bir yapıya kavuşuyor.İnsanlar artık AVM’lere yalnızca ürün görmek için değil; keyifli zaman geçirmek, sosyalleşmek, yemek yemek, etkinliklere katılmak ve farklı deneyimler yaşamak için geliyorlar. Bu nedenle alışveriş, çoğu zaman ziyaretin tek nedeni değil, bu bütünsel deneyimin doğal bir parçası haline geliyor.Gelecekte başarılı AVM’ler kendilerini yalnızca bir perakende merkezi olarak değil, şehir yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak konumlandıracaklar. Çalışma, eğlenme, öğrenme ve sosyalleşme fonksiyonlarını bir araya getiren hibrit yapılar daha fazla önem kazanacak.Dolayısıyla AVM kavramı güçlü bir şekilde evriliyor ve yeni bir kimlikle daha da zenginleşiyor. Aslında bugün yeniden şekillenen şey, alışveriş merkezi anlayışının insanların hayatına daha fazla değer katmayı hedefleyen yaşam merkezi yaklaşımına dönüşmesidir. 

3. Türkiye’de AVM’lerin geçmişten bugüne yaptığı en büyük stratejik hata neydi? 

Bana göre sektörün geçmişten bugüne en önemli öğrenim alanlarından biri, projelerin birbirinden daha fazla ayrışma ihtiyacıdır. Uzun yıllar boyunca birçok yatırımcı benzer marka karmalarını, mimari anlayışları ve işletme modellerini farklı şehirlerde uygulamayı tercih etti.Oysa her şehrin kendine özgü bir ruhu, kültürü ve tüketici profili vardır. Yerel dinamiklerle daha güçlü bağ kuran, bulunduğu şehrin karakterini merkeze alan projeler, zaman içinde çok daha belirgin bir rekabet avantajı yaratma potansiyeline sahiptir.Bir diğer önemli konu ise AVM’lerin yalnızca bir gayrimenkul yatırımı olarak değil, yaşayan ve sürekli gelişen yapılar olarak ele alınmasıdır. Çünkü AVM bir bina olmanın ötesinde; ziyaretçisiyle, markalarıyla, sosyal hayatla ve değişen tüketici beklentileriyle birlikte nefes alan dinamik bir organizmadır. Bu nedenle sürekli yenilenmesi, gelişmesi ve dönüşen ihtiyaçlara uyum sağlaması büyük önem taşır. Bugün sektörün en önemli dersi şudur: Farklılaşmak artık yalnızca bir tercih değil, sürdürülebilir başarının temel koşullarından biridir.

 4. Bugün sıfırdan bir AVM tasarlasaydınız, içinde kesinlikle ne olmazdı? 

Sıfırdan bir AVM tasarlayacak olsaydım, önceliğim güçlü bir kimliğe, özgün bir mimari dile ve bulunduğu çevreyle bağ kuran bir yaklaşıma sahip olması olurdu. Her şehirde benzer şekilde karşımıza çıkan standart yapılar yerine, ziyaretçiye kendine özgü bir deneyim sunan, karakteri olan ve hatırlanan bir kurgu oluşturmayı önemserdim.Koridorların mağaza sıralarıyla tanımlandığı klasik planlamalar yerine; insanları keşfetmeye, zaman geçirmeye, sosyalleşmeye ve farklı deneyimler yaşamaya davet eden daha dinamik alanlar tasarlardım. Doğal ışıkla güçlü ilişki kuran, dış dünyayla ve şehir yaşamıyla bütünleşen, açık ve ferah mekânlar bugünün AVM anlayışında çok daha değerli hale geliyor.Ortak alanların büyük metrekarelerin ötesinde; ziyaretçiyle ilişki kuran, kullanılan, yaşayan ve değer üreten alanlar olarak tasarlanması gerektiğine inanıyorum. Ölçek büyüklüğünün, insan deneyimiyle desteklenen anlamlı mekânlara dönüşmesini önceliklendirirdim.Aynı şekilde kiralanabilir alan hedefini, kullanıcı deneyimini merkeze alan dengeli bir planlamayla birlikte ele alırdım. Çünkü bir AVM’nin büyüklüğünden çok, insanlarla nasıl bir ilişki kurduğu ve ziyaretçisine nasıl bir değer sunduğu önemlidir.Bu nedenle tasarımın her aşamasında tüketici deneyimini, mekânın ruhunu, sosyal etkileşimi ve sürdürülebilir kullanımı ön planda tutardım. Kısacası bugünün AVM’sinde yatırım perspektifini kullanıcı deneyimiyle dengeleyen, ihtiyaçları ve beklentileri merkeze alan bir yaklaşım belirleyici olmalı.

 5. Peki bugün sıfırdan bir AVM tasarlasaydınız, olmazsa olmaz ilk üç unsur ne olurdu? 

Birinci unsur, şehirle bütünleşme olurdu. İnsanlar bir AVM’ye girdiklerinde, yaşadıkları kentin doğal bir uzantısında vakit geçirdiklerini hissetmeliler. Şehirle güçlü bağ kuran, kent yaşamıyla birlikte nefes alan yapılar geleceğin kazananları olacaktır.İkinci unsur, deneyim ve sosyalleşme olurdu. Artık insanlar ürün satın alma deneyiminin yanında; buluşmak, keşfetmek, öğrenmek ve keyifli zaman geçirmek için dışarı çıkıyor. Bu nedenle kültür, sanat, gastronomi, eğlence ve topluluk deneyimleri projenin merkezinde yer almalı.Üçüncü unsur ise esneklik ve dönüşebilirlik olurdu. Geleceğin ihtiyaçları bugünden sürekli değişen bir perspektifle şekilleniyor. Bu nedenle mekânların değişen tüketici beklentilerine, yeni teknolojilere ve farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayabilecek şekilde tasarlanması gerekiyor.Bunlara güçlü bir teknoloji altyapısı, sürdürülebilirlik odaklı bir yaklaşım ve yerel kültürü yansıtan özgün bir kimlik de eklerdim. Yerel kültür ve gastronominin projenin DNA’sına işlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü geleceğin başarılı projeleri; enerji verimliliği ve dijital gücün yanı sıra, bulundukları şehrin ruhunu, lezzetlerini, yaşam alışkanlıklarını ve insanlara aidiyet hissi veren yerel değerleri yansıtan projeler olacak.Sonuçta ortaya çıkan yapı, klasik bir AVM tanımının ötesinde, insanların tekrar tekrar gelmek isteyeceği modern bir şehir meydanı olurdu. Çünkü gelecekte rekabet, metrekarelerden çok insanların hayatında yaratılan anlam ve deneyim üzerinden şekillenecek.

6. Yeni dönemde AVM’lerin temel meselesi ziyaretçi sayısı mı, ziyaretçinin mekânla kurduğu bağ mı? 

 Uzun yıllar boyunca başarıyı ağırlıklı olarak ziyaretçi sayılarıyla ölçtük. Bugün ise perakende dünyasında asıl belirleyici olan, insanların bir mekânla kurduğu ilişkinin derinliği. Elbette ziyaretçi trafiği önemini koruyor; ancak artık kritik soru kaç kişinin geldiği kadar, ziyaretçilerin neden geldiği, nasıl bir deneyim yaşadığı ve tekrar gelme isteği duyup duymadığıdır.Günümüz tüketicisi satın alabileceği ürüne pek çok kanaldan ulaşabiliyor. Bu nedenle bir AVM’yi tercih etmesinin nedeni çoğu zaman yalnızca ürün değil; orada yaşadığı deneyim, hissettiği aidiyet ve mekânla kurduğu duygusal bağ oluyor. İnsanlar kendilerini iyi hissettikleri, kendilerine yakın buldukları ve hayatlarının bir parçası olarak gördükleri mekânlara geri dönüyorlar.Bu nedenle yeni dönemde AVM’lerin en önemli sermayesi metrekarelerinin yanı sıra, ziyaretçileriyle kurdukları güçlü duygusal bağ olacaktır. Çünkü bağ kurabilen projeler daha fazla ziyaretçi çekmenin yanında, daha güçlü sadakat yaratır ve farklı ekonomik koşullara karşı da daha dayanıklı hale gelir.Bugün bir AVM’nin başarısı ne kadar yoğun ilgi gördüğü kadar, ziyaretçileri tarafından ne kadar sevildiğiyle de ölçülüyor. Geleceğin rekabeti ziyaretçi sayılarının yanında, ziyaretçiyle kurulan ilişkilerin kalitesi üzerinden şekillenecek. Kazananlar ise insanların hayatında anlamlı bir yer edinmeyi başarabilen projeler olacak.

7. Ziyaretçi azalırken cironun artması bize ne anlatıyor? 

Bu durum tüketici davranışlarının değiştiğini gösteriyor.  Daha az ziyaretçi geliyor olabilir ancak gelen ziyaretçilerin daha bilinçli hareket ettiği ve daha yüksek harcama yapabildiği görülüyor. Elbette enflasyonun etkisini de değerlendirmek gerekir; ancak bu tablo fiyat artışlarının ötesinde, tüketici davranışlarındaki daha kapsamlı bir dönüşüme işaret ediyor.Tüketiciler artık zamanlarını daha seçici kullanıyor. AVM’ye geldiklerinde çoğu zaman alışveriş kararlarını önceden vermiş oluyorlar. Veriler de ziyaretçi başına harcamanın arttığını gösteriyor.Bu da her ziyaretçinin değerini artırıyor. Dolayısıyla başarıyı artık ziyaretçi sayısının yanında; harcama kalitesi, müşteri sadakati ve ziyaretçinin deneyimden aldığı memnuniyet gibi çok daha kapsamlı göstergelerle birlikte değerlendirmek gerekiyor. 

8. AVM’lerde marka karması mı, deneyim karması mı daha belirleyici hale geldi? 

 Marka karması hâlâ önemini koruyor; ancak bugün başarıyı belirleyen yapı, marka karmasının güçlü bir deneyim karmasıyla birlikte ele alınmasıdır. Geçmişte güçlü markaları bir araya getirmek başarı için önemli bir avantaj sağlarken, bugün insanlar markaların sunduğu ürünlerin yanında, o mekânda yaşayacakları deneyimi de önemsiyor.Sinema, gastronomi, etkinlikler, spor, eğitim ve sosyal yaşam alanları giderek daha fazla önem kazanıyor. Çünkü tüketici satın aldığı ürün kadar, yaşadığı deneyimi de hatırlıyor.Bu nedenle başarılı AVM’ler artık marka karmasını deneyim karmasıyla birlikte yönetiyor. Gelecekte fark yaratacak olan da tam olarak bu bütünsel yaklaşım olacak. Çünkü markalar zaman içinde değişebilir; ancak iyi tasarlanmış bir deneyim insanların hafızasında kalır.

 9. Bir AVM’nin başarısını artık hangi göstergelerle ölçmek gerekir? 

Elbette ciro ve doluluk oranı önemini koruyor. Bugün ise bu göstergeler, ziyaretçi deneyimi ve paydaş memnuniyetiyle birlikte çok daha bütünsel bir başarı tablosu oluşturuyor.Ziyaretçilerin AVM’de geçirdiği süre, tekrar ziyaret oranları ve müşteri memnuniyeti artık başarının en önemli göstergeleri arasında yer alıyor.Dijital etkileşimler, sadakat programları ve sosyal medya yansımaları da ziyaretçiyle kurulan ilişkinin gücünü gösteren değerli veriler sunuyor.Bunun yanında kiracı memnuniyeti ve AVM’nin şehir içindeki algısı da dikkatle takip edilmesi gereken önemli başlıklar arasında. Çünkü güçlü projeler ekonomik değerin yanı sıra sosyal değer de üretir.Kısacası bugün bir AVM’nin başarısı; finansal sonuçlar, ziyaretçi deneyimi, paydaş memnuniyeti ve kurduğu bağın gücüyle birlikte değerlendirilmelidir.

 10. Anadolu AVM’leri neden yeni dönemin en dikkat çekici başlıklarından biri haline geldi?

Çünkü Anadolu şehirleri tüketim potansiyelinin yanında, üretim ve yatırım gücüyle de öne çıkan merkezler haline geliyor. Gelir seviyeleri yükselirken, yaşam beklentileri ve sosyal ihtiyaçlar da çeşitleniyor.Birçok şehirde AVM’ler alışveriş fonksiyonunun ötesine geçerek, sosyal yaşamın önemli buluşma noktaları olarak konumlanıyor. İstanbul’da sektör oldukça gelişmiş ve rekabet güçlü bir yapıya sahipken, Anadolu’da hâlâ önemli gelişim fırsatları bulunuyor.Başarı ise yerel ihtiyaçları ve beklentileri doğru anlamaktan geçiyor. Her şehrin kendine özgü kimliğini, kültürünü, gastronomisini ve yaşam alışkanlıklarını merkeze alan projeler, ziyaretçilerle çok daha güçlü bir bağ kuruyor.Bu nedenle önümüzdeki dönemde Anadolu’da aidiyet duygusu yaratabilen projelerin öne çıkacağını ve sektörün gelişiminde Anadolu’nun payının daha da artacağını düşünüyorum.

 11. İstanbul merkezli bakış, Türkiye AVM sektörünü anlamak için artık yeterli mi? 

Türkiye AVM sektörünü doğru okuyabilmek için İstanbul’un güçlü rolünün yanında, Anadolu şehirlerinin gelişimini de merkeze alan daha geniş bir perspektife ihtiyaç var. Kayseri, Gaziantep, Konya, Eskişehir, Samsun ve Trabzon gibi şehirlerin her biri farklı ekonomik ve sosyal dinamiklere sahip.Tüketici davranışları, beklentiler ve yaşam alışkanlıkları şehirden şehre değişiyor. Bu nedenle Anadolu’daki başarı kriterleri de kendi yerel dinamiklerine göre şekilleniyor.Sektörün geleceğini doğru okuyabilmek için Türkiye’ye daha geniş, kapsayıcı ve çok merkezli bir perspektiften bakmak gerekiyor. Anadolu’nun gelişimini anlamak, Türkiye perakendesini bütünsel olarak değerlendirmek açısından kritik önem taşıyor.Ben önümüzdeki dönemde sektörün en güçlü başarı hikâyelerinin önemli bir bölümünün İstanbul dışında yazılacağını düşünüyorum. Bu nedenle bakış açımızın da daha kapsayıcı, yerel dinamikleri daha iyi anlayan ve Türkiye’nin tamamındaki potansiyeli gören bir yaklaşıma dönüşmesi gerekiyor.

 12. E-ticaretin yükselişi AVM’ler için tehdit mi, yoksa fiziksel mağazanın değerini yeniden keşfettiren bir fırsat mı?

 Ben bunu öncelikle güçlü bir dönüşüm fırsatı olarak görüyorum. E-ticaret, fiziksel mağazaların hangi alanlarda değer yaratabileceğini daha görünür hale getirdi. Aynı zamanda fiziksel deneyimin, insan temasının ve mekânsal bağın değerini daha da güçlendirdi.İnsanlar ürüne dijital kanallar üzerinden kolayca ulaşabiliyor; fiziksel mağazalar ve AVM’ler ise deneyim, sosyalleşme ve markayla duygusal bağ kurma açısından çok daha güçlü bir değer sunuyor. Bu nedenle fiziksel mekânların rolü daha farklı ve daha değerli bir boyuta taşınıyor.Bugün başarılı markalar online ve offline dünyayı birlikte yönetiyor. Geleceğin mağazaları da satış fonksiyonunun yanında, markanın deneyim alanı ve müşteriyle bağ kurduğu özel merkezler olacak. AVM’ler de bu dönüşümün en önemli sahnelerinden biri olarak markaların fiziksel deneyimlerini güçlendirdiği platformlara dönüşecek.Bu nedenle e-ticaret ve fiziksel perakendeyi birbirini tamamlayan, birbirinin gücünü artıran iki önemli kanal olarak görüyorum.

 13. Geleceğin mağazası AVM içinde nasıl bir role sahip olacak? 

Geleceğin mağazası, ürün sergileme fonksiyonunun yanında markanın hikâyesini, değerlerini ve yaşam tarzını ziyaretçiye hissettiren güçlü bir deneyim merkezi haline gelecek.Daha kompakt ama daha etkili mağaza formatlarını daha sık göreceğiz. Teknoloji ile insan temasının dengeli şekilde buluştuğu, kişiselleştirilmiş deneyimler sunan yapılar ön plana çıkacak.Mağaza çalışanları da satış sürecinin yanında danışmanlık ve rehberlik rolünü daha güçlü şekilde üstlenecek. Online ve fiziksel deneyim giderek daha fazla iç içe geçecek.Aynı zamanda mağazalar ürün sunma fonksiyonunu; içerik üretimi, topluluk oluşturma ve marka deneyimiyle zenginleştiren alanlara dönüşecek. Kısacası mağaza, satış fonksiyonunun yanı sıra müşteriyle kurulan ilişkinin, deneyimin ve topluluk bağının da merkezi olacak.

 14. Yapay zekâ, veri ve dijitalleşme AVM yönetimini hangi alanlarda dönüştürecek? 

Yapay zekâ ve veri kullanımı, AVM yönetiminde önemli bir dönüşüm yaratacak. Ziyaretçi hareketlerini daha iyi analiz edebilecek, enerji yönetiminde daha yüksek verimlilik sağlayabilecek ve operasyonel süreçleri daha etkin yönetebileceğiz.Pazarlama faaliyetleri daha kişiselleşmiş hale gelirken, kiracı performansları da daha sağlıklı ölçülebilecek. Güvenlik sistemleri gelişecek, karar alma süreçleri ise verinin desteğiyle daha hızlı, doğru ve öngörülü şekilde ilerleyecek.Bunun yanında dijitalleşme, operasyonel maliyetlerin daha verimli yönetilmesine de katkı sağlayacak. Enerji kullanımı, bakım süreçleri, güvenlik, yoğunluk yönetimi ve kaynak planlaması gibi alanlarda daha akıllı sistemler sayesinde AVM yönetimi çok daha çevik ve verimli hale gelecek.Bu noktada teknolojiyi insan odaklı deneyimi güçlendiren stratejik bir araç olarak konumlandırmak önemli. Teknolojinin asıl değeri; ziyaretçiye, markalara ve işletmelere daha iyi, daha verimli ve daha anlamlı deneyimler yaratabildiği ölçüde ortaya çıkacaktır.

 15. AVM yönetiminde veri arttıkça insan faktörü azalır mı, yoksa daha mı önemli hale gelir? 

Tam tersine, insan faktörü daha da önemli hale gelir. Veri bize ne olduğunu gösterir; insan deneyimi, sezgi ve empati ise bunun arkasındaki nedenleri anlamamıza yardımcı olur. İnsan davranışlarını anlamak, empati kurmak ve doğru yorumlamak hâlâ güçlü bir insan becerisi gerektiriyor.AVM yönetimi özünde insan yönetimidir. Teknoloji güçlü bir karar destek sistemi sunar; insan ise ilişki kurar, güven oluşturur ve topluluk yaratır.Geleceğin başarılı yöneticileri, hem veriyi okuyabilen hem de insanı anlayabilen kişiler olacak. Çünkü teknoloji ile insanın birlikte çalıştığı modeller en yüksek değeri yaratacaktır.

16. AVM’ler şehirle daha güçlü bağ kurmak için ne yapmalı? 

Öncelikle bulundukları şehri daha iyi anlamalı ve onunla daha güçlü bir ilişki kurmalılar. Her şehrin ihtiyaçları, beklentileri ve kültürel dinamikleri farklıdır.

Bu nedenle AVM’ler yerel etkinliklere, eğitim projelerine ve sosyal sorumluluk çalışmalarına daha fazla yer vermeli; şehrin kültürel yaşamının doğal bir parçası haline gelmelidir. Şehrin kültürel takvimine entegre olan, yerel gündemle bağ kuran ve kentteki sosyal ritmin içinde yer alan projeler, ziyaretçilerle çok daha güçlü bir ilişki kuracaktır.Yerel üreticilere ve girişimcilere alan açmaları da bu bağı güçlendirecektir. AVM’ler tüketim fonksiyonunun yanında, paylaşım, üretim, sosyalleşme ve etkileşim alanları olarak da konumlanmalıdır.Açık alanların şehir yaşamına daha fazla kazandırılması da bu noktada büyük önem taşıyor. İnsanlar oraya müşteri kimliklerinin yanı sıra, yaşadıkları şehrin bir parçası olma duygusuyla da gelebilmelidir.Gerçek aidiyet ve kalıcı bağ, AVM’nin şehir yaşamına değer katan bu bütünsel rolü üstlenmesiyle oluşur. 

17. Kültür-sanat, yerel üretim ve şehir kimliği AVM’lerin geleceğinde nasıl bir yer tutacak? 

Bence gelecekte çok daha merkezi bir rol oynayacak. İnsanlar artık kendine özgü hikâyesi, karakteri ve ruhu olan mekânlarda zaman geçirmeyi daha fazla önemsiyor.Yerel sanatçılar, tasarımcılar ve üreticiler AVM’lere farklılık ve özgünlük katarken, kültür-sanat etkinlikleri de ziyaretçilerle daha güçlü bir duygusal bağ kurulmasını sağlıyor.Şehir kimliğini yansıtan projeler her zaman daha kalıcı değer yaratır. Bu nedenle yerellik ile küreselliğin doğru dengelendiği, bulunduğu şehrin karakterini taşıyan projeler öne çıkacak.Geleceğin başarılı AVM’leri ticaret fonksiyonunun yanı sıra, kültürel yaşamın da önemli platformları olacak.

 18. Gastronomi AVM’ler için yeni bir çekim merkezi mi, yoksa geçici bir trend mi? 

Gastronomi bugün AVM’ler için kalıcı ve giderek güçlenen bir çekim merkezi haline geldi. İnsanların sosyalleşme biçimleri değişirken, yeme-içme deneyimi de AVM’lerin en güçlü buluşma ve etkileşim alanlarından biri olarak öne çıkıyor.Bu alanda fark yaratmak için geleneksel food court anlayışını daha zengin, daha özgün ve daha deneyim odaklı konseptlerle geliştirmek büyük önem taşıyor. Yerel lezzetler, şef restoranları, özgün markalar, güçlü gastronomi kurguları ve ziyaretçiye hikâyesi olan bir deneyim sunan alanlar, AVM tercihlerinde önemli bir rol oynuyor.Bugün gastronomi, alışveriş deneyiminin ayrılmaz bir parçası. Başarılı projeler bu alanı doğru kurgulayarak ziyaretçilerine yeme-içme alternatifinin yanında sosyal, kültürel ve duygusal bir deneyim de sunuyor. Önümüzdeki yıllarda gastronominin AVM’ler üzerindeki etkisinin daha da artacağını düşünüyorum. 

19. Yeni nesil tüketici AVM’den ne bekliyor? 

Yeni nesil tüketici hız, kolaylık ve anlam arıyor. Alışveriş yapmanın yanında, deneyim yaşamak ve kaliteli zaman geçirmek istiyor.Teknolojik olarak güçlü ve aynı zamanda insani olarak sıcak ortamlar bekliyor. Sürdürülebilirliğe ve yerel değerlere daha fazla önem veriyor; kendini ifade edebileceği, aidiyet hissedebileceği ve sosyal bağ kurabileceği alanlar arıyor.Eğlenmek, öğrenmek ve sosyalleşmek de beklentilerinin önemli bir parçası. Kısacası AVM’nin ihtiyaçlarını karşılamasının yanında, hayatına değer katmasını bekliyor.Gelecekte bu beklentileri doğru anlayan, karşılayan ve ziyaretçileriyle güçlü bağ kuran projeler öne çıkacak. 

20. Önümüzdeki 10 yılda başarılı AVM’leri başarısız olanlardan ayıran temel fark ne olacak? 

 Bence temel fark, mekân yönetimi ile topluluk yönetimi arasındaki bakış açısı olacak. Başarılı AVM’ler bina yönetimini topluluk yönetimiyle zenginleştirerek; insanları, markaları, kiracıları, ziyaretçileri, yerel kurumları ve şehir yaşamını bir araya getiren güçlü platformlar oluşturacak.Geleceğin AVM’si; kiracılarıyla, ziyaretçileriyle, yerel paydaşlarıyla ve bulunduğu şehirle birlikte değer üreten bir ekosistem gibi çalışacak. Bu yaklaşım, AVM’leri ziyaret edilen mekân olmanın yanında, insanların hayatında anlamlı bir yer edinen topluluk platformlarına dönüştürecek.Teknolojiyi doğru kullanan ve insanı her zaman merkeze alan projeler öne çıkacak. Sürdürülebilirlik, esneklik ve deneyim de başarının temel unsurları olmaya devam edecek.Gelecekte insanların gitmek istediği, vakit ayırdığı ve hayatında anlamlı bir yer verdiği mekânlar kazanacak. 

Eğer bu dönemi tek bir kelimeyle tanımlamam gerekirse, o kelime “anlam” olur.

Çünkü artık insanlar alışverişin yanında, hayatlarına değer katan deneyimler arıyor.

Bu haberi paylaş