Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın sık sık vurguladığı ‘Makro düşünmek lazım' sözünü kendine şiar edinen Şeref Songör, ‘Makro' markasıyla 19 yılda 114 şubeli marketler zinciri kurdu.
Merhum Turgut Özal'ın "İcraatın İçinden Programları"nda sık sık dile getirdiği "Makro düşünmek lazım" sözlerini hem iş hayatına atılırken hem de büyürken kulağına küpe etti. Hatta küpe etmekle kalmadı, kurduğu markete Makro ismini verdi.
Büyürken hep makro düşündü. İyi analizlerle geleceği öngörerek adımlar attı. Makromarket Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Songör, 1991'de kardeşlerini de yanına alarak 27 yaşındayken kurduğu Makromarket'i 19 yıllık bir sürede 114 mağazası ve 635 milyon TL cirosuyla uluslararası dev firmaların arkasında 6. sıraya oturttu. Songör, makro düşünerek büyümeye devam ediyor. Türkiye genelinde yeni keşiflere çıkan Songör, potansiyel vaat eden yerel marketleri alarak büyüme yolundaki adımlarını daha hızlandırdı. Türkiye'de organize perakendenin doğuşuna tanıklık eden Songör, bir taraftan da tecrübeleriyle yerel perakendecilerin gelişimini sağlıyor.
Nakliyecilik de yaptı
Makromarket'i kurmadan önce lojistik sektöründe çalışan ve pazarlamacılık yapan Songör, 6 çocuklu, Kayserili bir ailenin üçüncü çocuğu. Babasının işleri ve Kayserili olması nedeniyle okul yıllarında da hep ticaretin içinde büyüyen Songör, ilk şirketini de daha 15 yaşındayken kurdu.
Yurtdışı seyahatlerinde perakendecilikteki gelişimi yakından izleyen Songör, 1991'de kardeşlerini de yanına alarak Makromarket'in temellerini attı. İlk mağazayı da Ankara Keçiören'de açtı.
Perakendecilik sektörüne sürekli bir ilgisi ve sempatisinin olduğunu belirten Songör, o günleri şöyle anlatıyor: "Yurtdışında perakendeciliğin çok farklı yapıldığını görüyordum. İnsanlar kimseyle muhatap olmadan alışverişini yapıyordu. Türkiye'de ise durum çok farklıydı. O zamanlar Türkiye'de daha çok tanzim satışlar ve kantin kooperatifleriyle bu boşluk dolduruluyordu. Gerçek anlamda bu işi yapan bir tek Migros vardı. Onun da mağaza sayısı 30'du. Böyle bir ortamda, ‘Türkiye'de bu sistemi nasıl yaparız' diye düşünmeye başladık. 1991'de ilk mağazayı da tanzim satış mantığı ile açtık. Türkiye'de birçok ürünün üstünde barkod olmadığı için fiyatları kasiyerlerimiz ezberden bilerek işlemleri yapabiliyordu."
Songör'ün kendini kanıtlamaya başladığı yıllarda, gıda perakendeciliği oldukça bakir bir alan olarak dikkat çekiyor. Yerli ve yabancı oyuncunun çok fazla olmadığını sektörde Migros, Metro ve sonradan Carrefour'a dönüşen Continent öne çıkıyordu. 1995 ile birlikte Türkiye'deki ulusal ve yerel markalar yavaş yavaş bir gelişime girerken, Türkiye'de de modern perakendenin temelleri atılmaya başlanıyor.
Songör'e göre bu tarihlerde yapılan her proje tüketiciden iltifat görüyor. Sektörün önemli bir ivme kazandığı 1999'a gelindiğinde ise Makromarket 10 mağazaya ulaşıyor. Fakat 2000'lerin başı ise özellikle krizle birlikte sektörde ulusal ve yabancılar cephesinde bir durgunluğun başladığı dönem olarak kabul ediliyor. Durgunlaşma özellikle uluslararası ve ulusal markalarda kendini hissettirirken, yerel perakende cephesinde ise durum daha farklı işliyor. Bu dönemde krizi bir anlamda fırsata çeviren yerel perakendeciler, önemli bir büyüme ivmesi sergiliyor. "2000'lere kadar Ankara'da açılan her markette emeğim var" diyen Songör, 1992'de Ankara'da yerel marketlerin bir araya gelerek oluşturduğu Anmar ve ardından Perakendeciler Derneği'nin (Perder) kuruluşunda öncü bir isim. Halen Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanlığı da yapan Songör, krizi Makromarket gibi birçok yerel zincirin ulusal pazara açılma dönemi olarak değerlendiriyor.
2001'de 14 mağazaya ulaşan Makromarket, esas gelişimini ise 2001 ve 2004'te altyapıya yaptığı yatırımlarla destekliyor. Bu yılları Makromarket açısından altyapıyı geliştirmek, depolama ve lojistik merkezlerini oluşturmakla geçirdiklerini söyleyen Songör, şöyle devam ediyor: "2005'e gelindiğinde ise 30 mağazaya ulaşmıştık. Çünkü altyapımızı oturtmuştuk. Bundan sonra iş daha kolay oldu."
Satın almalarla 2 kat büyüdü
2005'te perakende konsolidasyonlarının çok yoğun yaşandığı bir dönem olurken, Makromarket de bundan payını alıyor. Carrefour, Gima'yı alırken, Migros da Tansaş'ı bünyesine katıyor. Şeref Songör'ün şirketi kurarken örnek aldığı "makro düşünmek" sözü Makromarket'e de yeni satın almaların önünü açıyor. Makromarket ilk satın almasını 2007'de Ankara kökenli 25 mağazası olan Nazar Grubu'nu devralarak yapıyor. Bu dönemde, birden 35 mağazadan 60 mağazaya çıkan firma, birbiri ardına stratejik satın almalar yapıyor. Firma, Nazar'ın ardından 6-7 ay sonra Konya merkezli Afra'lardan 27 mağaza devralarak ilk defa iç Anadolu bölgesinin dışına çıkıyor. Songör'ün satın alma adımları bununla da bitmiyor. 1 yıl sonra firma bu defa Kayseri'de Evim Ofis Grubu'nun 14 mağazasını devralıyor.
Makromarket olarak kriz yılı olan 2009'da da satın almalara ara vermediklerini anlatan Songör, son olarak Ankara merkezli 5 şubeli Vipaş marketlerini bünyesine kattıklarından bahsediyor. Songör, şu anda da marketini satmak isteyenlerden yoğun bir talep aldıklarını ve uygun teklifleri değerlendirdiklerini açılıyor. Makromarket'in 2010 hedefinde yüzde 20 büyümek var. 2010'da 4-5 yeni mağaza açmayı planladıklarını belirten Songör, "Bu mantıkla mağaza açarak 130 mağazaya ulaşırız. Ama karşımıza uygun bir fırsat çıkarsa bu hedef değişir" diyerek yeni satın almaların da kapısını açık bırakıyor. Songör, İstanbul'da mağaza açmak içinse 2011'i hedef gösteriyor: "2 mağaza ile İstanbul'a girmek kolay değil. İstanbul için özel bir yapılanma olmalı."
YÖNETİMDE 6 KARDEŞIN DE FİKRİ ÖNEMLİ
Şu anda Makromarket'in yönetim kurulu başkanı olarak Şeref Songör gözükse de şirketin ortaklar kurulu 6 kardeşten oluşuyor. Yönetim kurullarının 5 kardeşten oluştuğunu belirten Songör, "32 kişilik bir icra kurulumuz var. Kararları yöneticiler ve patronlar olarak sadece biz vermiyoruz. Her birimin kendi raporlamaları ve düşünceleri ile birlikte, bunlarla yaptığımız aylık toplantılar var. İhtiyaç duyulduğunda olağanüstü toplantı yaparak bu kararları veriyoruz. Böylelikle çalışanlarımızda şirkete yönelik aidiyet duygusunu geliştirmiş oluyoruz. Aynı zamanda iyi bir verimlilik oluşturuyor" diyor.
Satın almada ilk kriter lokasyon
Satın alma kriterleri arasında ilk sırada ‘lokasyon'a yer verdiklerini anlatan Makromarket Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Songör, "Öncelikli olarak bu işletmelerin metrekare başına verimliliklerine bakıyoruz. Şirketin pozisyonu bu noktada çok önemli değil. Çünkü biz şirketi devralmıyoruz. Bu nedenle öncelikle baktığımız kriter lokasyon. Bunun yanında bazı hukuki problemler var mı buna bakıyoruz" diyor.
Sevgi Sayar Başaran/Referans