Röportaj » Koray Caner Öztürk


Koray Caner Öztürk

17 Ekim 2011

Blogger

O bir sosyal canavar
o bir dijital kahraman
o meşhur bir blogger

Küçüklüğünden beri yazmaya,gezmeye, görmeye ve deneyimlemeye meraklı olan Öztürk hayatın tadını çıkarmayı bilenlerden. Kolay heyecanlanan, maceraya atılmaya meraklı, müzikten, yemeğe, giyim kuşamdan, gidilecek yerlere kadar kendi zevkine çok güvenen Öztürk kendini sosyal canavar, dijital kahraman olarak tanımlıyor.Blogger olmayı bir meslek sahibi olmaya dönüştüren isimlerden biri olan Öztürk binlerce kişi tarafınfan, en çok da modaya ilgisi olan kişiler, sektörde bilinen markalar ve modacılar tarafından takip ediliyor.

Karamürsel’de büyüdükten sonra Ankara’da yaşayan, ODTÜ‘de Endüstri Mühendisliği okuduğu yıllarda hayatının en güzel zamanlarını geçirdiğini söyleyen ama şimdi reklam dünyasında, yeni medyada adı sanı bilinen, İstanbul’da çok gezip dolaşan biri olarak tanınan biri Koray Caner Öztürk. O, bize sosyal medyanın kazandırdıklarından...

Blog ve blogger kelimeleri çok kısa bir zamandır hayatımızda, sizin bu yola girişiniz nasıldı? Kendinizden bahsederseniz sevinirim, nerelisiniz, nerede okudunuz?
Belki de hepimizde olduğu gibi ‘paylaşmak’ dürtüsüyle yola çıktım desem yanlış olmaz. ODTÜ Endüstri Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra mühendislik yapmak istemediğimi fark edip hep merak ettiğim başka alanlarda deneyimler edinmeye çalışırken başladım blog yazmaya. Önceleri ‘işsiz’ geçirdiğim bu süreçte bol zamanın da etkisiyle pek çok farklı konuda yazılar yazıyor, kendi çevremle paylaşıyordum. Zaman ilerledi, yazılarım farklı çevrelere ulaşmaya başladı. Ardından reklam sektörüne girdim, dijital projelerde çalışmaya başladım, kısa da olsa bir reklamcılık deneyimi edindim. Bu kısa deneyimimde Kristal Elma gibi güzel bir ödülle taçlandırıldığım sırada çoktan işten ayrılmış, bu defa zamanımın tamamını ‘blogger’ olarak değerlendirmeye başlamıştım bile. Son altı aydır blog yazıyor, markalara proje üretiyor, dijital iletişim kanallarında yaşıyorum.

Moda bloggerı olmanızın özel bir sebebi var mı?
Moda her zaman için ilgimi çeken bir alandı aslında.Yeniliği, estetiği ve farklılaşmayı en güzel anlatan alanlardan birisi bence, sürekli gelişim ve değişim halinde. Blog yazmaya başladığım sıralarda her telden çaldığım halde moda haberlerine daha fazla yer verdiğimi fark ettim, zaman içerisinde de ben her ne kadar kendimi ‘lifestyle’ konusunda daha iddialı görüyor olsam da ‘moda bloggerı’ olarak anıldım ve bu şekilde de devam ediyor.

Bloggerlığı bu anlamda bir meslek olarak görüyor musunuz, hedefleriniz neler?
Elbette bloggerlığı meslek olarak görüyorum, kaldı ki son altı aydır da bu olayı bir meslek haline getirmiş, bununla hayatımı geçirir olmuş durumdayım. Benim gibi bir kaç başarılı örnek daha mevcut, bu şekilde çalışan. Ancak bloggerlığın meslek olarak algılanması Türkiye gibi bir ülkede maalesef biraz zor ilerliyor. Bu zorlukta ben kendime hedef olarak öncü, farklı ve ayrıcalıklı işler yapabilmeyi seçtim, şu ana kadar da bu yolda düzgün ilerlediğime inanıyorum.

Türkiye’de moda bloggerı olmanın artıları, eksileri,bloggera ve moda bloggerına bakış açısı sizce nasıl?
Bizim ülkemizde genelde kalıplarımızdan sıyrılamadığımız ve blog olayını tam zamanlı olarak yürüten insanların ne gibi farklar yaratabileceğini çok açık göremeyen kafa yapımız nedeniyle biraz topallıyoruz. Her şeye rağmen ben ve benim gibi blogger arkadaşlar sayesinde markaların, ajanslar, sektör ve kullanıcılar zamanla bu fikre alışıyor. Moda bloggerı olmak moda haberlerine kaynağından ulaşabilmeyi, haberleri herkesten önce duyup paylaşabilmeyi, bazen de haberin ta kendisi olabilmeyi sağlıyor aslında. Bu iyi yönlerin yanı sıra, markaların gözünde ‘kullanılacak araç’ olarak görülmek ve buna dayalı oluşturulan iletişim stratejileri bizleri yaralıyor. Bir de Türkiye’de moda markalarının pek çoğu halen bloggerlarla iş yapmayı ‘iş’ olarak, yani bütçeli, planlı, programlı, görmediği için bazen bu konularda sıkıntı yaşanabiliyor.
Firmalar ile projeler üretip çeşitli eventler oluşturuyorsunuz, bunlar için firmalar siz mi sunuyorsunuz yoksa size gelen teklifleri mi değerlendiriyorsunuz? Açıkcası bu her iki şekilde de gerçekleşebiliyor. Bazen bir marka ne yapmak istediğini bilemiyor, biz yardımcı oluyoruz. Bazen etkinlik hazır geliyor, biz sadece etkinliğin yüzü oluyoruz. Bazen de her ikisini kaynaştıran, birlikte
ilerlediğimiz durumlar oluyor. Ancak ben kendi ürettiğim projelerin gerçeğe dönüştüğünü görmeyi daha çok seviyorum tabii ki.

Sosyal medyanın markalar üzerindeki etkileri ve yansımalarını biraz anlatır mısınız?
Öncelikle şu anda pek çok marka ‘sosyal medya delisi’ olmuş durumda. Tıpkı bizim gibi saatlerce sosyal paylaşım ağlarında paylaşımlarını görecek insan sayısını
arttırmanın, daha çok konuşulmanın yollarını arıyorlar. Bazen doğru, bazen yanlış adımlarla ilerledikleri bu yolda bloglarla ve sosyal medya ünlüleri ile de sıkı ilişkiler kuruyorlar. Ancak benim gördüğüm en büyük yanlış, doğru
ve etkili iletişim kurmak yerine ‘hayran sayısı’ / ‘takipçi sayısı’ üzerinden değerlendirme yapıyor olmaları. Ben bir markanın ‘Şu kadar takipçimiz var.’ şeklinde övünmesini
anlamlandıramıyorum zira o takipçileri oraya hediye dağıtarak da çekmiş olabilirsin, sayfanı beğenmek zorunda da bırakmış olabilirsin. ‘Şu kadar takipçimiz var ve hepsiyle
çok sıkı iletişim halindeyiz, onları dinleyip fikirlerine göre kendimizi geliştiriyoruz’ diyen bir marka varsa işte odur benim için ‘sosyal medyayı etkin kullanmak’ ve burada güzelce var olmak.

Özel bir alışveriş sitesinde tasarımlarınız yer aldı,tasarımla aranız nasıl? Daha çok ne tasarımı yapmaktan hoşlanıyorsunuz?
Ben öyle ‘tasarım’ iddiası olan bir insan değilim. Her zaman için beğenilerimi dile getirip karşılığında tepkileri ölçmeyi sevmişimdir. Elimden gelse, aklımdakini kullanılabilir ürünlere çevirebilecek olsam hiç çekinmezdim açıkcası, ancak bende de o yetenek pek yok sanırım. Öyle ara sıra hoş anılar yaratacak kadar ufak şeyler yapmayı seviyorum sadece. Elimden gelse ayakkabı tasarlayabilmek çok isterdim sanırım. Ayakkabı pek çok kadın için apayrı bir sevda ve bambaşka bir bağ yaratıyor kadın ile ürün arasında.Bu sebeple usta bir ayakkabı tasarımcısı olmak çok havalıolabilirdi.

Markalar size nasıl ulaşıyor?
Markalar gerek çalıştıkları ajanslar gerekse kendi içlerindeki departmanlar aracılığıyla bize ulaşıyor. Ajanslarda veya bu departmanlarda çalışan isimlerin ellerinde liste liste blogger var emin olun ki. Blogu takip edenler genelde sosyal paylaşım ağlarında da takip ettiği için aslında her hareketimiz, projelerimiz, yeni işlerimiz çok çabuk duyulup yayılıyor. Böylece zaman içerisinde markalar arasında duyuluyoruz, yaptıklarımız dikkat çekiyor, markalar da eğer kendilerine yakın hissedip projelerine uygun görürlerse bizimle iletişime geçiyor. Bunun dışında zaten her gün 50’ye yakın bilgilendirme, bülten, haber maili alıyoruz markalardan, sosyal paylaşım ağları üzerinden de bizlere ulaşabiliyorlar.

Yeni projeleriniz var mı sizi yakınlarda görebileceğimiz projeler neler?
Şu anda Istanbul Fashion Week için hazırlıklar devam ederken bir çeşit yazı dizisine devam ediyorum. Defilelerini izleyeceğimiz tasarımcı dostlarımla yeni koleksiyonları ve hazırlıklar üzerine söyleşiler yapıyorum. Istanbul Fashion Week bu yüzden yakın zamandaki en önemli etkinliklerden birisi benim için. Bu söyleşilerin yanı sıra yine Istanbul Fashion Week için farklı projeler düşünüyorum ancak bunlar henüz sürpriz. Hemen ardından gelen Fashion’s Night Out için de sürpriz bir markayla etkinlik planlıyorum. Eylül ayıyla birlikte lansmanlar ve yeni sezon telaşı da geleceği için epey yoğun bir döneme geliyoruz. En iyisi sosyal paylaşım ağları üzerinden takip edip an an haberdar olmak, sürprizleri, etkinlikleri, projeleri kaçırmamak.

"Röportaj" İle İlgili Haberler

- Devrim ACAR (05 Mart 2012)

- Hakan TOMAR (02 Mart 2012)

- Bülent KARATAŞ (27 Şubat 2012)

- Selim YUNA (20 Şubat 2012)

- Ufuk TOYDEMİR (01 Şubat 2012)

- Yusuf ESENKAL (01 Şubat 2012)

- Emre ŞEN (01 Şubat 2012)

- Cemal ÖZEN (01 Şubat 2012)

- Bilal ÇİFTÇİ (01 Şubat 2012)

- Ali GÜNAÇAR (01 Şubat 2012)

- Mustafa TOTAN (01 Şubat 2012)

- Nurettin KUMBASAR (01 Şubat 2012)

- Feyza ACAR SÖNMEZER (01 Şubat 2012)

- Hilal SUERDEM (01 Şubat 2012)

- Cemal TUZCUOĞLU (01 Şubat 2012)

- Osman İLLEZ (01 Şubat 2012)

- Celalettin ÇALIŞ (01 Şubat 2012)

- Hakan TOMAR (01 Şubat 2012)

- Atilla ÖZKUL (01 Şubat 2012)

- Özkan ŞENYÜZ (01 Şubat 2012)

- Özcan EKŞİB (01 Şubat 2012)

- Fahir ÇAM (01 Şubat 2012)

- Cemal ATASOY (01 Şubat 2012)

- Kenan ÖZDURAN (01 Şubat 2012)

- Emre ZİYAL (28 Ocak 2012)

- Hakan ALTIN (28 Ocak 2012)

- Zafer CANOĞLU (28 Ocak 2012)

- Onur SAPMAZ (28 Ocak 2012)

- Yusuf Kemal Karakaş (23 Ocak 2012)

- Mehmet Emin Erkan (23 Ocak 2012)

- Ümit ZAİM (08 Ocak 2012)

- Makbule DEMİR (08 Ocak 2012)

- Hakan YILDIZ (08 Ocak 2012)

- Ufuk TOYDEMİR (07 Ocak 2012)

- Mehmet Akalın (31 Ekim 2011)

- Canan Efendigil (17 Ekim 2011)

- Ümit Teoman (17 Ekim 2011)

- Tunç M. Ersöz (17 Ekim 2011)

- Tanay Adıgüzel (17 Ekim 2011)

- Özcan Ekşib (17 Ekim 2011)

- Mustafa Totan (17 Ekim 2011)

- Lütfü Küçük (17 Ekim 2011)

- İhsan Ateş (17 Ekim 2011)

- Gözde Sarar (17 Ekim 2011)

- Cemal Özen (17 Ekim 2011)

- Cemal Tuzcuoğlu (17 Ekim 2011)

- Celaletin Çalış (17 Ekim 2011)

- Özkan Şenyüz (17 Ekim 2011)

- Caner Dikici (17 Ekim 2011)

- Başat Cem (17 Ekim 2011)

- Aytaç Özçiçek (17 Ekim 2011)

- Burçin Bendegül (17 Ekim 2011)

- Ahmet Tayfur (17 Ekim 2011)

- Ahmet Paşaoğlu (17 Ekim 2011)

- Alper Göker (17 Ekim 2011)

- Ercan Görür (14 Ekim 2011)

- Atilla Özkul (14 Ekim 2011)

- Atilla Külekçioğlu (14 Ekim 2011)

- Savrun Balcıoğlu (10 Ekim 2011)

- İbrahim Arıt (22 Eylül 2011)

- Özgür Gül (22 Eylül 2011)

- İsmail Deniz (22 Eylül 2011)

- Hüseyin Salih Tolan (22 Eylül 2011)

- İbrahim Türkgenç (22 Eylül 2011)

- Selamet Aygün (22 Eylül 2011)

- Murat Şimşek (22 Eylül 2011)

- Hüseyin Özbek (22 Eylül 2011)

- Cemal Tuzcuoğlu (22 Eylül 2011)

- Savrun Balcıoğlu (12 Temmuz 2011)

- Selami Sarı (19 Mayıs 2011)

- Süleyman Çetinsaya (06 Mayıs 2011)

- Özgür BEKİROĞLU (18 Nisan 2011)

- Nazlı Gürer ALDIKAÇTI (18 Nisan 2011)

- Sinan FINDIKOĞLU (18 Nisan 2011)

- Emre Ziyal (07 Nisan 2011)

- Özgür PEKER (10 Mart 2011)

- Emre ŞEN (11 Şubat 2011)

- Mehmet AKALIN (11 Şubat 2011)

- Abdullah SAĞLAM (11 Şubat 2011)

- Orhan DEMİR (11 Şubat 2011)

- Elif ATEŞOK ŞATIROĞLU (11 Şubat 2011)

- Fahir ÇAM (11 Şubat 2011)

- Ersin KELEŞ (11 Şubat 2011)

- Levent KÜÇÜKLERLİ (11 Şubat 2011)

- Murat KAYMAN (11 Şubat 2011)

- Mustafa TOTAN (11 Şubat 2011)

- T.Sinan FINDIKOĞLU (11 Şubat 2011)

- Vedat ÖZEREN (11 Şubat 2011)

- Cemal TUZCUOĞLU (11 Şubat 2011)

- Mehmet SÖNMEZ (11 Şubat 2011)

- Hilal SUERDEM (11 Şubat 2011)

- Barbaros YÜCESOY (11 Şubat 2011)

- Aytaç ÖZÇİÇEK (11 Şubat 2011)

- Özcan EKŞİB (11 Şubat 2011)

- YILMAZ YILMAZ (10 Ocak 2011)

- ADİL ÖZYİĞİT (14 Aralık 2010)

- Çetin GÜL (20 Temmuz 2010)

- Abdullah KAVUKCU (20 Nisan 2010)

- Avi ALKAŞ (13 Nisan 2010)

- Murat İZCİ (09 Nisan 2010)

- Emre ŞEN (11 Mart 2010)

- Serdar SARAÇOĞLU (23 Şubat 2010)

- Barış Özcan (17 Şubat 2010)

- Suat SOYSAL (04 Ocak 2010)

- Andreas Hohlmann (01 Ekim 2009)

- Nurdan Tümbek TEKEOĞLU (02 Eylül 2009)

- Mehmet NANE (01 Eylül 2009)

- Turgay TANES (01 Eylül 2009)

- Gündüz Bayer (01 Ağustos 2009)

- Levent EYÜBOĞLU (01 Haziran 2009)

- ARZU KAYA (01 Mayıs 2009)

Ayın çok okunanları Haftanın çok okunanları