Bildiğiniz tüm diyet masallarını bir kenara koyun; kilo verirken enerjik ve mutlu da olmak istiyorsanız çözüm...
Karatay Diyeti
Tıpta bölümünün en usta isimleri tarafından yetiştirilmiş, yurt dışında eğitim görmüş, mesleğe 50 yılını vermiş , dört farklı kıtada hekimlik yapmış, farklı ülkelerin beslenme alışkanlıklarını gözlemlemiş; Prof. Dr. M. Canan Efendigil
Karatay geçtiğimiz Nisan ayında Hayykitap tarafından yayınlanan diyet kitabı ile Türkiye’nin sağlık gündemine oturdu.
Kendinizden biraz bahseder misiniz?
1967 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra, 1972 yılında İç Hastalıkları Uzmanı oldum ve daha sonra yurt dışında Kalp Hastalıkları uzmanlık eğitimine başladım. O yıllarda İç Hastalıkları uzmanı olmadan, alt dal uzmanlığı eğitimi alamıyordunuz. Kalp Hastalıkları Uzmanlık eğitimini İngiliz Hükümeti Bursu sayesinde, 1972-1974 yıllarında Liverpool Regional Cardiac Centre’de yapmaya başladım. Liverpool Regional Cardiac Centre o yıllar, Avrupa’nın önemli Kalp hastalıkları merkezlerinden biriydi. Hocam Prof. Dr. Reşat Garan, Türk Kardioloji Derneği Başkanı’ydı. Liverpool Regional Cardiac Centre’in kurucusu ve direktörü, Avrupa Kardiyoloji Derneği Başkanı da Dr. Charles McKendrick’ti.Prof. McKendrick bir toplantı sırasında, Prof. Garan’a, “Bizim merkezimize genç hekimleri gönderirseniz, eğitim veririz” diyor. Bana kısmet oluyor ve İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniğinde İç Hastalıkları uzmanlığımı aldığım yıl (1972), bu merkeze gönderildim. 1974 yılında ülkeme döndüm ve rahmetli ve değerli kardiyolog hocalarım Prof. Dr. Reşad Garan ve Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu ile çalışmaya devam ettim. Apartayt’ın en şiddetli olduğu 1976-1978 yıllarında,Cape-Town/ Güney Afrika’da, ilk kalp naklinin yapılmış olduğu Groote Schuur Hastanesi’nde, dünyada ilk kalp naklini gerçekleştirmiş olan Dr. Christian Barnard’ın ekibinde çalıştım. Doçentlik tezimi, kalp nakli yapılmış hastalara kalp katerizasyonu ve koroner anjiografi yaparak hazırladım.1978 yılında ülkeme dönerek, 1987 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Kardioloji Enstitüsü’nde, İstanbul Üniversitesi Rektörü olan rahmetli hocam, eşsiz insan ve bilim adamı,Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu’yla birlikte çalışmaya başladım.1987-1995 yıllarında, New York State Üniversitesi, Syracuse Health and Science Center’da, Kardiovasküler Araştırma Laboratuarı’nda araştırmalar yaptım. Şu anda Türkiye’nin ilk ve tek sağlık üniversitesi olan, İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapmaktadıym. İstanbul Bilim Üniversitesi’nde 2006- 2010 yılları arasında kurucu rektörlük yaptım. Bu vesile ile değerli hocalarım, Prof. Dr. Reşad Garan ve Prof. Dr. Cem’iDemiroğlu’nu bir kez daha rahmetle anıyorum. Eğer onların ileri görüş ve bilimsel duruşları ve bana güvenerek destek olmasalardı, geldiğim bu yerde olamazdım. Bunu da burada belirtmekten gurur duyuyorum.
Sizi diğer kardiyologdan ayıran önemli bir özelliğiniz var, yıllardır dinlediğimiz ve okuduğumuz kolesterol masallarına inanmıyorsunuz. Yanlış bilgilendirildiğimiz kısım neresi, bunun bilimsel yanını bize biraz anlatabilirmisiniz?
Kolesterol denilen kimyasal madde bütün hücrelerin zarında bulunan en önemli temel bir maddedir, yapı taşıdır. Kolesterol olmadan ne bizler, ne hayvanlar ne de bitkiler dünya yüzünde olamazdı. Demek istediğim, kolesterol olmadan hayatın oluşması ve devam etmesi mümkün değildir. Bir kere bunu açıkca belirtmek istiyorum.Beynimizin, bütün sinir sistemi hücrelerinin nerdeyse tümünün zarlarında, kolesterol ve hayvansal yağ olmazsa,
hiçbir şekilde sinir iletisinin olması mümkün değildir. Aynı şekilde, organizmayı meydana getiren bütün hücreler kolesterol olmaksızın çalışamazlar. En önemli hormonların yapı taşı kolesteroldür. Seks hormonları, stres hormonları, D vitaminin yapısı kolesterolden oluşmaktadır. Bunların dışında, bütün hücrelerimizin kolesterole gereksinimi olduğu için, vücudumuzdaki her hücre kendi kolesterolünü üretmektedir. Bu nedenle, yesek de yemesek de, kolesterolilacı alsak da almasak da, her gün vücudumuzda 2.500 mg, yani 2.5 gram kolesterol yapılmaktadır, hücrelerimizin ihtiyacı içi bu gereklidir. Ayrıca, bu bilgilerin hiçbiri yeni değildir. Tıp fakültelerinde, ikinci ve üçüncü sınıflarda klasik biokimya ve fizyoloji derslerinde senelerce anlatılmaktadır.Temel bilimlerin klasik konularıdır. Örneğin, ana sütünün yüzde 90’ı yağ ve kolesterolden meydana gelir. Artık siz düşünün, böyle bir maddenin kötü ve zararlı diye adlandırılması ne derece doğrudur.
Siz bugüne kadar pek çok ismin yasakladığı besinlere farklı bir bakış açısı getiriyor ve bunu bilimsel gerçeklerle açıklıyorsunuz. ‘Ara öğünlere gerek yok’ gibi bilgileri savunmaya başladığınızda ne gibi tepkilerle karşılaştınız?
Harvard Tıp Fakültesi Beslenme Bölümü’nün 30-40 yıl önce yayınladığı bir beslenme piramidi vardır. Beslenme ile uğraşan herkes bu piramidi ezbere bilir. Ancak, 21. yüzyıla girmeden en az 10 sene önce bu piramit, gene
Harvard Tıp Fakültesi Beslenme Bölümü tarafında alt üst edildi ve değiştirildi. Benim gibi birçok hekim ve beslenme uzmanı yeni beslenme piramidini uygulamaya başladı.Ben de senelerden beri, hastalarıma, en son ve yeni bilimsel bulgulara dayanarak öneriler ve öğütler veriyorum. Değişik ve farklı bir bakış açısı değil de, son ve yeni bilgiler. Bu bilgiler, bir çok ülkede yıllardan beri uygulanıyor. Bu alanda yapılan binlerce çalışma ve onlarca kitap yazılmıştır. Karatay Diyeti kitabımda işte bu bilgiler mevcuttur. Ben bu bilgilerin halkımız tarafından da bilinmesini istediğim için, açık bir şekilde onlarla paylaşıyorum. Sağlık alanında en son bilimselbilgileri açıklıyorum.
Dört farklı kıtada hekimlik yaptınız, farklı ülkelerin beslenme alışkanlıklarını gözlemlediniz.
Sizce Türkiye’nin ne gibi kötü alışkanlıkları var beslenme açısından ve tarihten gelen bir şey mi, yoksa günümüzün getirdiği hayat tarzının yanlışları mı bunlar?
Bugün herkes “Benim insülin direncim var” diye dolaşıyor. Peki, insülin direnci nasıl başlıyor? Neler başlatıyor İnsülin direncini?
Ülkemizdeki başlıca nedenler:
a. Sık sık yemek,
b. Aşırı şeker ve tatlı tüketmek,
c. Meyve, meyve suyu ve şekerli içecekler tüketmek,
d. Ekmek, makarna, börek vb tüketmek,
d. Hareket etmemek, atıl ve batıl yerimizde oturup, yatmaktadır.
Sizce dışarıda veya alışveriş merkezlerinde bize sunulan yemeklerin sağlıklı olanları da var mıdır? Yada evde yemek pişirmesek ve dışarıda yesek bile sağlıklı kalabilir miyiz?
Örneğin, her türlü kebap sağlıklıdır. Bütün et ve et ürünleri, işlenmemiş olarak tüketilmelidir. Kebaplarla sunulan, ekmek, pide, pilav ve patates yenmediği zaman, yanında közlenmiş biber, patlıcan ve domates en sağlıklı bir öğün olur. Beraberinde yoğurt ya da cacık ve çoban salatası da tabii ki son derece sağlıklıdır.Pastırmalı yumurta ya da tereyağına kırılmış iki yumurta en sağlıklı, doyurucu ve dışarıda yenebilecek yiyeceklerdir.Izgara balık her zaman en lezzetli ve sağlıklı yiyeceklerdendir, ekmek arası olmadığı zaman tabii.
Yayınlandığı günden bugüne 40.000 adet satan ‘Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin ABC’si; Karatay Diyeti’ isimli kitabı ile diyetin doğrularını ve yanlışlarını alt üst eden Karatay, kilo vermenin yanı
sıra 7’den 70’e herkesin sağlıklı olabileceği diyet tiyoları veriyor. Kitapta, pastırmalı yumurta ya da tereyağına kırılmış iki yumurta’dan, kebab’a kadar bugünkü kadar diyetlerde ‘kesinlikle yasak’ olarak belirtilen
gıdaların da çok sağlıklı olduğunu ve nedenlerini okuyabilirsiniz. Ayrıca kitaba sadık kalarak Karatay diyetini yapanlar kolay ve uygulanabilir olduğunu, dinç , enerjik ve mutlu olduklarını, uykularının
düzenlendiğini, bağırsaklarının iyi çalıştığını belirtiyor.
Hayykitap’tan yayınlanan kitabınız ‘Karatay Diyeti’ yok satıyor. Bu kitapta neler anlatıyorsunuz? Okuyucunuzdan ve diyeti uygulayanlardan ne gibi tepkiler alıyorsunuz?
İlk olarak şunu vurgulamak gerekiyor bu kitap, klasik bir diyet kitabı olmadığı gibi, Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay da ,bir çok imişinin dile getirdiği gibi bir diyetisyen değildir. Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay bir kordiolog ve iç hastalıkları uzmanıdır, yani hastalarının sağlığını düşünen bir hekimdir. Bu nedenle, Karatay Diyeti kitabı son bilimsel çalışmaların ışığı altında, hücre bünyesinde oluşan, fiziksel ve kimyasal (histobiyokimyasal) bozuklukların sağlığımızı ne şekilde bozduğunu açıklamak amacıyla kaleme alındı. Buradaki öneriler ile kan insülin değerinin normal düzeylerde kalmasını sağlayarak, ileri yaşlarda ortaya çıkacak olan birçok sağlık sorununun önü kolaylıkla kesilebilecektir. Hayati konulara açıklık getirerek, sağlıklı kalmak için yeni görüşlere yer veren, doğru beslenme ve sağlıklı yaşam biçimi edinme amacına yönelik yol gösterici bir kılavuzdur. Bu nedenle, her yaşta sağlıklı ve hasta kişilerin rahatlıkla uygulayabilecekleri, kolay öneriler ve uygulamalar içermektedir.
Kilo almamak, aşırı kilo ve obeziteyi önleyerek bu durumların neden olduğu sağlık sorunlarının önüne geçmek kendi elimizdedir. İleri yaşlarda ortaya çıkan birçok sağlık sorununun genetik olmadığı, beslenme ve yaşam biçimi değişiklikleri sonucu önlenebildikleri ve geriliyebildikleri bir çok bilimsel araştırma ile gösterilmiştir.Sağlığımızı korumak ve hastalanmamak, en kolay ve maliyetsiz bir yaşam biçimidir. Amacımız bu hayat tarzını seçmek ve uygulamak olmalıdır...Karatay Diyeti kitabı bualanda bir kılavuz niteliği taşımaktadır.Uygulayan birçok kişi son derece memnun.Hastalarımdan olumlu birçok mektup alıyorum. Okuyanların birkaçı bir gecede okuduk bitirdik diyorlar. Karatay Diyeti önerilerini uyguladıktan sonra 10-20 kilo verip, gençlik pantolonlarını giyenler son derece memnun kalıyor.Kitabın son bölümü de, kitap yayınlanmadan önce eski hastalarımdan gelen hikâyeleri içeriyor. Genellikle, kolay ve uygulanabilir olduğunu, dinç , enerjik ve mutlu olduklarını, uykularının düzenlendiğini, bağırsaklarının iyi çalıştığını belirtiyorlar.
Karşılaştığınız enteresan bir tepki ya da hikâye oldu mu?
Bir hastam eve ekmek almamaya başlamış ve rahatlamış.Onu gören komşuları da ekmek almayı kesmişler. Bunu gören apartman kapıcısı ve eşi de ekmek yememeye başlamışlar.
Apartman kapıcısı ve eşi de kilo vermeye başlayınca , “Bize n’oluyor hastalandık galiba” ortalığı telaşa vermişler!
Kitabınız kaçıncı baskıda, ne kadar sattı?
13’üncü baskı oldu. Nisan’ın ikinci haftasından bu güne toplam 40.000 adet sattı
Karatay Diyetini tüm hayatımız boyunca uygulamamız gerekir mi? Değilse diyetin sürecini tamamladıktan sonra ne gibi sonuçlar görebiliyoruz, bedenen ve ruhen ne gibi yansımaları oluyor?
Aslında Karatay Diyeti daha önce de ifade ettiğim gibi klasik bir diyet kitabı değil. Hayat boyu, 7’den 70’e herkesin sağlıklı kalmak ve hastalanmamak için uygulayabileceği bir yaşam biçimi olarak en son bilimsel çalışma ve gelişmelerin ışığı altında halkımıza sunulmakta.Karatay Diyeti’ni uygulayanların en sevdiği nokta, tavsiye ettiğimiz yiyecek listesindeki glisemik indeksi düşük sağlıklı besinleri yerken, diyet baskısından uzak, özgür bir şekilde
karınlarını doyurmaları ve dolayısı ile kalori hesabı sınırlaması olmadığı için kendilerini daha mutlu hissetmeleri… Ayrıca sağlıklı ve enerji veren bu gıdalarla beslenmeye ve hareket etmeye başladıktan sonra, hastalarımdan kendilerini genç ve dinç hissettikleri konusunda ortak tepkiler alıyorum. Kilo vermeyle birlikte kendilerine güvenleri artıyor. Dolayısıyla verimleri de arttığı için daha mutlu ve umutlu bir hayat sürmeye başlamaları, bu diyeti bir yaşam biçimi olarak benimsemelerini de kolaylaştırıyor. Depresyon ilaçlarını bırakan hastalarım da oldu.
Bundan sonraki projeniz nedir?
Okuyucularımızdan çok fazla soru geldi ve gelmeye de devam ediyor. Bu sorularla anladık ki, doğru bilinen çok yanlış
var! Tabii bir de halka ve hastalara tam olarak anlatılmayan ve hastalıkların iyileşmesini engelleyen kilit noktalar da var. İşte şimdi halkımızın merak ettiği konuları ayrıntılı olarak, yine bilimsel araştırmalar ışığında cevaplandırdığım yeni bir kitap için çalışıyorum. Çok yakında okuyucularımıza sunacağımızın müjdesini buradan verebiliriz.