Sizi bilmem ama artık zorunlu olmadıkça kısaca AVM denilen Alışveriş Merkezleri’ne girmek istemiyorum.
Girmek istemiyorum çünkü kapılarda karşılaştığım sözde güvenlik adına yapılan davranışlardan ötürü kafam bozuluyor.
Kafam bozulduğu gibi her şey bir de komik geliyor. Çünkü eğer güvenlik dedikleri buysa bilin ki kısa adı AVM olan bu yerler Allah’a emanettir.
Geçen gün yine birine giriyorum. Kapıdaki kızlar oğlanlar zannedersiniz ki 7’nci Kolordu’nun PKK’lı arayan timleri. Siyah giysileri ve gülmeyen yüzleriyle tek şey yapıyorlar: “Kapıdan bir daha geçer misiniz?”
Şaşırarak soruyorsunuz: “Hayrola, neden?”
Cevap hazır: “Cihaz öttü, üzerinizdeki metalleri çıkarın.”
Oysa en büyük “suç aleti” olan cep telefonu ve araba anahtarı özenli biçimde cepten çıkarılmış, gösterilen kutuya konmuş ve cihazın içinden geçiş yapılmış.
Buna rağmen cihaz ötmüş.
“Peki ne arıyorsunuz kızım?” diye soruyorum. “Suç aleti” diye cevaplıyor. Murovari ifadeyle tekrar soruyorum “Suç aleti derken?”
“Tabanca, bıçak, tabii bir de bomba.”
Gülerek, “Valla tabancam yok ama ruhsatım var, buna karşın bıçağım yok ama” dedikten sonra 20 metre ötedeki ünlü Alman bıçakçı mağazasını elimle göstererek “Bıçağı, hatta koca bir satırı oradan alacağım ve yanımda gezdireceğim” diyorum.
Kızcağız şaşırıyor tabii de yapılacak bir şey yok. AVM’yi kurup başına da askerden ayrılma bir güvenlik görevlisi koyan patronlar böyle söylemişler.
Hani terör var ya. Ya AVM’lerde eylem yapılırsa.
Eh terör deyince akan sular duruyor. Millet kuzu kuzu kapıda bekleyen siyahlı kız ve oğlanların sanki uçağa yolcu alıyormuş edasıyla “Bir daha geçin” uyarılarına boyun eğiyor.
Sonra bu da yetmiyor. İki geçişten sonra hâlâ ötüyorsa cihaz bu kez ellerdeki aletlerle üzeriniz aranıyor. İşte en tatsız patırdı da burada çıkıyor.
Diyelim ki el cihazı ceketinizin göğüs hizasında öttü. Siyahlı kişi otoriter bir tonla “Cebinizdekini çıkarın” diyor.
Yok ya. Sana ne benim cebimdekinden. Sen ne arıyorsun? Eğer bombaysa ceketin üst cebine mi sığacak?
Bomba deyince aklıma geldi. Bu AVM’lerin garajına girmek de ayrı bir komedi. Kapıda güvenlik araması yapılıyor. Nedir o? Bagaj açtırmak. Bagajı açıyorsunuz, siyahlı kişi gelip şöyle bir bakıyor, sonra geç.
İyi de bu teröristler sadece bagajda mı bomba taşır? Arabanın koltuklarının altı bombayla doluysa ne olacak? Ayrıca torpido gözünde tabanca bıçak da olabilir. Yani tabanca bıçak sadece çarşı içine girince mi suç unsuru oluyor? Ya adamı garajda götürmeyi düşünüyorsa mesela biri?
Tabii tüm bunlar aslında güvenlik değil caydırıcı önlem. Şimdi bunları eleştirince benim kuzu milletimden de bozulanlar çıkıyor. “Bütün bunlar bizim güvenliğimiz için, söyleneni yapsan ne olur” diyen çok kişi var.
İşte beni asıl delirten de bu. Yahu güzel kardeşim, tabii güvenlik, ama örneğin Taksim Meydanı’nda, Nişantaşı’nda, Sultanahmet’te niye bu kadar hassas değilsin ki?
O zaman tüm yollara koyalım bir cihaz, herkes ille de bunun içinden geçsin, cihaz ötünce tekrar geçsin, kimse üzerinde metal bir şey taşımasın. Görevli istediğinde de cebinde ne var ne yok hepsini çıkar ortaya millet de görsün.
Ne yapılsın peki?
Şimdi diyeceksiniz ki, öteki yazıda attın tuttun, peki bu işlerin daha iyi olması için ne yapılması gerek?
Tamam, elbette bir şeyi yazarken bunu da düşünmemiş olamam herhalde.
Bir numaralı kural şu olmalı: Güvenlik görevlileri polis değil. Bu nedenle polis psikolojisi içinde olmamalılar. AVM’lere gelenler para harcıyorlar ve güvenlik görevlileri insanların işini zorlaştırmak için değil kolaylaştırmak için varlar. Güleryüzlü olmalılar, kibar davranmalılar.
İkincisi, kapılardaki cihazlar canı istediği gibi her şeye ötmüyorlar. Bunların ayarları var. Eğer düzgün ayarlanırsa cepteki çakmak, sigaranın jelatini, kalemin içi, kemerin tokası için zırt pırt ötmez.
Üçüncüsü, garaja girerken bagaj açmakla sadece dostlar alışverişte görsün fıkrası gerçek olur, bu durumda eğer gerçekten güvenlik çok önemliyse bu kapılara da arabanın röntgenini çıkaran cihazlar ya da optik okuyucular konur. Dördüncüsü ise kamera sistemleriyle zaten neredeyse tuvaletlerin içi bile gözetleniyor, izlemeyi daha sıkı tutarsanız millet de rahatsız edilmiş olmaz.