Tüketicilerin Talepleri “Tüketici Odaklı” Çalışan Alışveriş Merkezlerinden Yana, Çünkü…
Tüketiciler Derneği bugün düzenlediği basın toplantısı ile Alışveriş merkezleri yasası olarak bilinen yasayı değerlendirdi,ve Avmler kapanmasın kayıtdışı artmasın mesajı çıktı toplantıdan.Açıklamanın tamamı;
Uzun yıllardan beri çeşitli adlarla zaman zaman gündeme getirilen “Alışveriş Merkezleri, Büyük Mağazalar, Zincir Mağazalar Kanun Tasarısı” tekrar gündemdedir. Tasarı bu kez çok kısa olarak hazırlanmış ve önemli bir çok düzenleme yönetmeliklere bırakılmıştır. Tasarının 2.maddesinde “Değerlendirme Komisyonu”nun hangi kurum ve kuruluşlarla oluşturulacağı belirtilmemekte ve yönetmeliğe bırakılmaktadır.Bu da komisyonun objektif kriterlerle belirlenemeyeceği endişesini uyandırmaktadır.
Bu tasarıda; kent trafiği açısından sorun teşkil eden AVM’ lerin ve Büyük Mağazaların kuruluş yerlerini, otopark ve sanat-kültür için ayrılacak büyük alanları yasal düzenleme içine almak; özellikle çok sayıda ziyaretçisi olan bu alışveriş merkezlerinde, tüketicileri kültür ve sanatla buluşturmak gibi çok doğru ve önemli bir düzenleme yapılmasını saygıyla karşılamaktayız. Ancak, geçmişte olduğu gibi, kent merkezlerinden uzağa yapılacak AVM’ lere tüketicileri taşıyacak olan servisler için “ücret” zorunluluğu getirerek, tüketicilerin bu ulaşım ve alışveriş mekanını seçme hakkına engel olunacak düzenlemelere yer verilmemesi gerektiğini de vurgulamak isteriz.
Bu düzenlemenin gerekçesi, her şeyden önce; aşağıdaki nedenlerden ötürü “ üretici de olsa, satıcı da olsa 72 milyon tüketicinin çıkarı” gözetilmeli ve ilgili yasal düzenleme yapılırken, aşağıdaki gereklere ve gerçeklere uygun düzenleme olmasına çok dikkat edilmelidir:
* Yabancı sermaye.
* İstihdam ve kayıtdışı.
* Ekonomide hareket ve canlılık.
* Temelinde “Tüketici” ve “ Serbest Rekabet” olan piyasa ekonomisi.
* Kobilerin markalaşması.
* Tüketici odaklılık.
* Evrensel tüketici haklarından olan “Tüketicinin seçme hakkını ve ekonomik çıkarını” gözetmek.
* Gıda Güvenliği.
* Köyden kente göç edenlerin entegrasyonu ve sosyalleşme.
* Sağlıklı çevre.
TÜRKİYE İstatistik Kurumu (TÜİK), Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2009 Nüfus Sayımı Sonuçları’na göre, Türkiye nüfusu 2009 yılı sonu itibariyle 72 milyon 561 bin 312 kişi olmuştur ve Türkiye genelinde işsiz sayısı 3 milyon 299 bin kişiye yükselmiştir. Bu bilgiler ışığında, genç nüfustaki ( 15-24 yaş)işsizlik oranının yüzde 24'e yükseldiği, kayıtdışı istihdamın yüzde 44,5’lara vardığı bir süreçte, her AVM’ de 1.500-2.000 kişinin kayıtlı istihdam edildiği düşünülürse, bu ekonominin en hareketli alanlarını hafta sonları kilitleyen bir düzenleme yapmanın ne kadar rasyonel olacağı çok açıktır.
2009 yılında Türkiye’nin yüzde 17’si İstanbul’da yüzde 6.4’ü Ankara’da yaşamaktadır ve AVM’ler de en çok bu büyük kentlerde bulunmaktadır. Bu kapsamda; alışveriş mağazaları, büyük mağazalar ve zincir mağazaları; her şeyden önce, Türkiye gibi satın alım gücü düşük tüketiciler için -özellikle hafta sonları, iş çıkışları- yazın serin, kışın sıcak mekanlarda, en çağdaş koşullarda, en uygun fiyatlarla zaman geçirilen çağdaş, sosyal ve eğlenceli yaşam alanlarıdır. Son yıllarda varoşlara yakın yerlerde kurulan AVM’ ler, varoşlarda yaşayıp kentlerle bütünleşemeyenler için birer entegrasyon, çağdaşlaşma ve sosyalleşme alanı haline gelmişlerdir. Bu mekanlara tüketicinin ulaşımını zorlaştırmak, taleplerin başka bir yöne akması sonucunu getirmeyecektir; yanlızca belli bir kitlenin entegrasyon, sosyalleşme, çağdaşlaşma yollarından biri kapanacaktır.
Bankalararası Kredi Kartı Merkezi (BKM) raporuna göre, cumartesi günlerinde yapılan alışverişler hafta içi ile karşılaştırıldığında, kredi kartı ile yapılan harcamalar 2009 yılında yüzde 40 oranında artmıştır. Yine rapora göre, alışverişlerde özellikle 15.00 - 17.00 saatleri arası tercih edilmekte; hafta sonlarında alışveriş merkezlerinde, restoranlarda, eğlence mekânlarında veya mağazalarda yapılan kredi kartı harcamaları, günün kalanında yapılan toplam harcamanın üzerine çıkmaktadır.
Ekonominin bu en hareketli alanları, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde; kredili satışlarla, privat label ürünlerle, indirim ve promosyonlarla ekonomiye canlılık getirmekte ve önemli katkılarda bulunmaktadır.
Türkiye’de çok önemli bir sorun olan “Gıda Güvenliği” konusunda izlenebilirliği, sorgulanabilirliği, denetlenebilirliği en yüksek gıdalar, hiç kuşkusuz organize perakende sektör raflarında ve reyonlarında, hijyenik koşullarda tüketicilere sunulmaktadır.Merdiven altı üretimin yüzde 60-70’lere vardığı bir ülkede “tüketici sağlığı” için büyük önem arzeden gıda güvenliği konusunda, tercih edilen organize perakende sektörünün gelişmesine engel olacak düzenlemeler değil; marketleri ve 400 metre kare altı satış yerlerini daha geliştirecek teşvik ve destekleri verecek tedbirleri almak ve düzenlemeler yapmak gerekmektedir.
Tüketiciler Derneği’nin 2007-2008-2009 yıllarında (www.tuder.net) şikayet istatistiklerinde belirlediği gibi “Tüketici memnuniyetinin en yüksek olduğu sektör, organize perakende sektörü” olmuştur. Çünkü; üretim ruhsatı ve izni olan, standartlara uygun üretilmiş, irili-ufaklı binlerce ürün çeşidi; çağdaş, temiz, iyi ışıklandırılmış, hijyenik koşullarda sergilenmektedir. Cazip indirimler, kampanyalar; uygun fiyatlarla, kredili, kredi kartlı ödemelerle tüketicilere sunulmaktadır. Günümüz koşullarında “Tüketici Odaklı” olmanın bir örneği olan Organize Perakende Sektöründe, satış sonrası hizmetler üst düzeyde olup; satın alınan ürünlerin kusurlu çıkması halinde geri alınması, değiştirilmesi konusunda tüketiciler zorlanmamakta, zararlar karşılanmakta ve tüketici memnuniyeti sağlanmaktadır.
Bu nedenle; tüketicilerin tercihleri “ALIŞ VERİŞ MERKEZLERİ” nden yana olmuştur. Tüketicilerin bu taleplerini zorlamak, yasal düzenlemelerle yönlendirmek büyük bir yanlıştır.
Organize Perakende Sektörünü; geleneğimiz içinde yer alan, dışarıdan bir “Dost” olarak addedilen Bakkalların karşısında görmek, Bakkalların önünde “engel” gibi göstermek ve eşit olmayanlar arasında “Haksız rekabet” gibi gösterip, serbest rekabeti engelleyecek uğraşılar içine girmek ;72 milyon 561 bin 312 tüketiciye haksızlıktır.
Bakkallar yaşamalıdır! Devlet ve ilgili kuruluşlar Bakkallara her tür teşvik ve desteği vermelidirler. Tüketiciler için AVM’ ler, bakkalların yerini alamaz; bakkallar ise AVM’ lerin yerini dolduramaz. Her ikisi de acımasız rekabet koşullarında, kendi kulvarlarında “VAR OLMANIN” mücadelesini vermek zorundadırlar ve bunun kararını ne o, ne de bu verebilecektir. Her şey “KRAL BENİM !” diyen tüketicinin elindedir. Bunun yolunun da yalnızca “TÜKETİCİ ODAKLI” olmaktan geçtiği unutulmamalıdır.