Editör » İğne ile gelen güzellik!


İğne ile gelen güzellik!

07 Haziran 2011

"Botoks"

İĞNE İLE GELEN GÜZELLİK
 
Son 10 yıl içerisinde tüm dünyada büyük bir hızla estetik cerrahi girişimleri artmakta. Ameliyatlardaki artış devam etmekle beraber “minimal invaziv girişinler” adı altında bilinen ve iğne aracılığı ile uygulanan yöntemler çeşitli nedenlerle daha ön plana çıkmakta.
 
Çalışan toplumda bireyler ameliyat sonrasında gereken iyileşme periyoduna zaman ayırmakta güçlük çekmekte. Öte yandan yaslanmanın etkilerinin azaltılması içinde birşeyler yapma isteği eski yıllara göre çok daha belirgin kendini göstermekte. İşte bu dürtülerin sonucunda pek çok kişi iğne ile gelen güzelliğin peşine düşmekte.
 
Kadın, erkek, cinsiyet farketmeksizin, her yaşta, her ırk ve dinde insanlar daha güzel olmak için büyük bir arayış ve çaba içerisindeler. Tüm dünyada son beş yıl içerisinde ekonomik durgunluk her sektörü derinden etkilerken, estetik sektörü tüm dünyada ve her ülkede yükselişine devam ediyor. Yapılan çalışmalar 2015 yılı ile birlikte estetik cerrahinin tam bir patlama noktasına geleceği ve tüm dünyada 55 milyon kişinin estetik cerrahi operasyonu yaptıracağı şeklinde. Güzel olmak, güzel hissetmek, güzel görünmek yaşamımızın en doğal parçası halini aldı artık. Bir arkadaşımızın bir estetik cerrahi operasyonu geçirmiş olması günlük doğal bir olay.
 
Yüz gençleştirme işlemlerinin son 10 yıl değerlendirildiğinde tüm dünyada giderek arttığını görmekteyiz. Yaşlanan yer küreyle birlikte nüfus da yaş ortalaması açısından giderek büyümekte. Bu da daha ileri yaş insanlara sahip olan günümüz dünyasinda yüz gençleştirme işlemlerine olan talebi arttırmaktadır.
 
Yüzümüz nasıl yaşlanıyor?
Yaşlanma denilen doğal süreçte tüm dokularımızda bir takım değişiklikler meydana gelmekte. Kemiklerimizde incelme ve hacimlerinde azalma, kaslara incelme ve güç kaybi, elastik dokularda elastikiyet kaybı ve gevşeme, yağ dokusunda azalma, deride incelme ve deformasyon ve kemik hariç tüm dokularda yer çekimine bağlı aşağıya doğru yer değiştirme kabaca sayabilecegimiz değişikliklerin belli başlıcalarından. Peki bu değişiklikler dış görüntümüze nasıl yansıyor? Aşağıya dogru sarkan bir yapı, yüzeyel ve derin kırışıklıklar, deri kalitesinin ve kollajen miktarının azalması ile parlaklığını yitirmiş ve örselenmiş bir dış örtü, estetik ünitelerimizde ayrılma meydana geliyor.
 
 
AnlaşılIr bir dilde söylemeye gayret edersek: alında yatay ve dikey kırışıklıklar, kaşlarda düşüklük, üst göz kapağında deri fazlası, yağ torbacıklarının belirginleşmesi, alt göz kapağında ince kırışıklıklar, alt göz kapağında torbalanmalar, yanak dokusunda aşağıya ve öne doğru yer değiştirme, dudaklarda incelme ve dıkey kırışıklıklar, kulak memelerinde büyüme ve sarkma, burun ucunda düşme, gülme çizgilerinde derinleşme, elmacık kemiği bölgesinin dolgunluğunun azalması, boyunda sarkıklıklar, boyunda yağlanmada artış karşımıza yaşlanma ile çıkan görüntüyü tarifler. Bu yukarıda saydığımız unsurlar kişiden kişiye değişen miktarda ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle yüz gençleştirme işlemleri yapılırken en önemli basamak kişinin ve sorunun analizidir.
 
Yüz gençleştirmede kolay yöntemler nelerdir?

1992 ile 2005 yılları arasında estetik cerrahi işlemler yüzde 7,5 artış gösterirken, botoks ve dolgu uygulamaları gibi ameliyat dışı yöntemlerdeki artış yüzde 27.9 olmuştu. 2005 yılında toplam estetik girişimlerinin %34’u cerrahi %66’si ise cerrahi dışı yöntemlerdi. 2015 için yapılan öngörulerde ise cerrahi işlemlerin daha da gerileyerek tüm işlemlerin %12’sini teşkil edeceği öte yandan cerrahi dışı güzellik girişimlerinin ise %88’lere ulaşacağı tahmin edilmektedir.
 
İğne ile gelen güzelliğin talep artışının 10 temel nedeni:

1.    İyileşme zamanına çok fazla ihtiyaç göstermemeleri
2.    Çalışma hayatının ve sosyal hayatın akışını bozmadan yaptırılabiir olması(öğle arasI molası güzelliği diye bilinmeleri)
3.    Bu uygulamaların ameliyatlara göre çok daha az korkutucu olması
4.    Herhangi bir risk olmadan kişiyi arzu ettiği sonuca kolayca yaklaştırması
5.    Ameliyatlara nazaran toplum tarafından çok daha kolay kabul edilir olması
6.    Yapılan işlemlerde doğal sonuçların kolayca elde edilebilir olması nedeniyle kişinin çevresine söylemeden gizlice yaptırabilmesine olanak sağlamaları
7.    Ekonomik olarak çok kabul edilebilir miktarlara yaptırılabilir olmaları–adeta bir kaç kaliteli kozmetik krem bedeline çok daha etkin ve sonucu net olarak gözlenebilen uygulamaların yaptırılabilir olması
8.     Elde edilen sonuçların tekrarlanan uygulamalarda giderek daha iyiye gitmesi
9.    10 yılı aşkın zamandır, tüm dünyada, çok sayıda uygulama yapılmasına rağmen önemli bir yan etki veya sorunla karşılaşılmamış olması
10. Genç ve güzel gözükme dürtüsünün giderek daha baskın hale gelmesi
 
Minimal invaziv yöntemlere bakacak olursak, bunların başında “botoks” olarak bilinen botulinum toksinin oldugunu görüyoruz. Peki botulinum toksin veya bilindiği adı ile botoks nedir?, nasıl etki eder?, nerelerde kullanılır?  
 
“İş arası estetik mola vermek isteyenler için hangi yenilikler var” 
 
Bileği bükülemeyen zehir - BOTOKS
İşte bu yüzdendir ki iş arası estetik molasında akla ilk önce Botoks veya Dysport geliyor. Botulinum toksin uygulaması yüzdeki istenmeyen kırışıklıkları gideriyor. Peki botulinum toksin nedir? Botulinum toksin clostridium denilen bir bakterinin toksinidir. Çok kuvvetli bir toksin olan bu madde tıpta sadece estetik amaçlı değil pek çok konuda göz hastalıkları, nöroloji, üroloji, genel cerrahi ve fizik tedavide yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu uygulama sadece kırışıklıkların veya kaz ayaklarının düzeltilmesi için değil aynı zamanda giderek artan oranda terleme sorunu ve migren tedavisinde de kullanılmakta. Bu da kozmetik amaçlı başvuran kimi hastalarda ek bir fayda olarak karşımıza çıkıyor. Kaş şekillendirmede oldukça hassas ve etkin bir uygulama olan botulinum toksin, iş arasında verilen 10 dakikalık bir molada gerçekleştirilebilecek kadar kolay bir yöntem. 10 dakikalık bu uygulama sonrası birey işine geri dönebilmekte ve plastik cerrahi ile ortalama 4-6 ay sonra görüşmek üzere ayrılmakta. Botulinum toksin seçilmiş bireylerde boyun gençleştirmede de oldukça etkin bir yöntem.
 
Yaşlanmanın ilk izleri yüzümüzde belirmeye başladığı zaman aynaya bakılınca genellikle ilk dikkat çeken değişiklikler alın bölgesinde ve göz çevresinde meydana gelen ince kırışıklıklardır. Bu ince kırışıklıklar aslında çocukluğumuzdan itibaren her güldüğümüzde, sırıttığımızda ya da somurttuğumuzda cildimizin altında yerleşmiş olan mimik kaslarımızın kasılması sonucu oluşmaktadır. Dolayısıyla bir insan ne kadar çok mimik hareketi yaparsa, bu ince çizgilerin belirmesi o kadar erken yaşta gerçekleşir. Bu ince çizgiler her ne kadar yıllar içinde yaşanan gülüşleri ve hüzünleri yansıtsa da yaşlanmanın ilk belirtileri olmalarından dolayı kişiye rahatsızlık vermektedir. Günümüzde Botulinum toksin A uygulamaları sayesinde bu ince kırışıklıklardan kurtulmak oldukça kolay bir hale gelmiştir.
 
Botulinum toksin A, ticari olarak Botox® veya Dysport® olarak da sıklıkla bilinmektedir. Botulinum toksin A bir nörotoksindir ve etkisini, uygulandığı mimik kasını geçici olarak zayıflatarak gerçekleştirir. Sinirlerden kasa uyarının iletimini engeller ve bunun sonucunda o kas grubu eskisi kadar çok kasılmaz ve üzerini örten derideki ince çizgilenmeler oluşmaz. Botulinum toksin bu nedenden ötürü özellikle “dinamik” kırışıklıklar olarak bilinen, yani mimik kaslarının kasılması sonucu meydana gelen kırışıklıklarda en iyi sonucu verir.
 
 
Yaşlanmanın ilerleyen sürecinde, yer çekimi etkisi ve cildin sıkılığını yitirmesi sonucu oluşan ve istirahat halinde bile belirgin olan kırışıklıklar için botulinum toksin A uygulamaları dinamik kırışıklıklar için ortaya koyduğu sonuçları sıklıkla sağlayamamaktadır. İşlem sonrası uygulama yapılan kas lifleri kasılmaz ve dolayısıyla bu liflere bağlı deride kırışıklıklar olmaz ve cilt, pürüzsüz ve genç bir görünüme kavuşur. Uygulama yapılmayan kas lifleri ise çlışmaya devam eder ve kasılarak yüzün doğal ifadelerinin ortaya konmasını sağlar.
 
Botulinum toksin A uygulamaları ile ilgili bilinmesi gerekenler
Botulinum toksin A uygulamaları yüz mimiklerimizi gerçekleştiren kaslara yapılan bir dizi enjeksiyonlardır. İşlemden önce cilt temizlenir ve takibinde doktorunuz yüzünüzde doğal ve sağlıklı sonuç verecek noktalara botulinum toksin A uygulaması yapar. İşlem esnasında iğne yapılma dışında ek bir ağrı duyulmaz ve işlem bitiminde ağrı hissi hemen hemen yoktur. Her doktorun kendine göre uygun gördüğü bazı takip protokolleri olsa da sıklıkla size 2 saat boyunca yüzünüze su, krem veya makyaj gibi herhangi bir şey sürmekten kaçınmanız önerilir. Size farklı bir uyarıda bulunulmadığı taktirde, iki saat sonunda yüzünüze su değdirmekte veya makyaj yapmakta serbest olursunuz. İşlem sonrası araba kullanıp, işinize geri gönebilirsiniz.
 
Botulinum toksin A uygulamalarının getirdiği en büyük sınırlama etkinin geçici olmasıdır. İlk uygulamalarda etkinin 3-4 ay kadar sürmesi beklenir ve tekrarlayan uygulamalarda bu süre uzar ve sıklıkla 6 aylık bir etki periyoduna ulaşır. Uygun aralıklarla yapılan, çok sayıda tekrarlanan botulinum toksin A uygulaması sonucu 1 yıla kadar etki gösterebildiği ortaya konmuştur. Uygulamayı takip eden ilk 2 gün herhangi bir etki görülmez iken, 2 günün sonunda ince çizgilerde azalma fark edilmeye başlanır ve 7. günde beklenen maksimum etki ortaya çıkar. Bu şekilde birkaç ay seyreder ve sonra yavaş yavaş etki azalmaya başlar. Çizgilerin tekrar oluştuğu görüldüğünde yeni bir uygulamanın vakti geldiği anlaşılır.
 
Botulinum toksin A, Amerika Birleşik Devletleri’nde FDA onayı almış bir üründür. Yapılan sayısız çalışma uygulamaların güvenli olduğunu ortaya koymuştur. Her yıl milyonlarca uygulama yapılmaktadır ve günümüzde en sık uygulanan minimal invazif kozmetik işlemdir. Buna rağmen Botulinum toksin A uygulamaları da her işlem gibi bazı riskler taşımaktadır. Nadir de olsa bazı istenmeyen etkilerle karşılaşılabilir. Bunlar arasında erken dönemde kişiye rahatsızlık veren hassasiyet, kızarıklık, alerjik reaksiyonlar görülebilir. En sık görülen yan etki, enjektör ucunun deriye girdiği noktada oluşan minik morluklardır. Bazen morarma daha yaygın biçimde de olabilir. Bunlar zaman içerisinde kendiliğinden düzelmektedir.
 
Uygulama sonrası yüzün iki tarafı arasında asimetriler olabilse de bunlar ufak rötuşlarla kolaylıkla düzeltilebilmektedir. Çok nadir görülmekle beraber üst göz kapağında düşüklük olabilir, bazı göz damlaları ile bu yan etki düzeltilebilir. Sonuç olarak Botulinum toksin A zaten geçici bir uygulamadır ve yüzünüz birkaç ay içerisinde eski halini alacaktır. Doktorunuzun işlem sonrası önerilerine uymanız bu riskleri minimuma indirgeyecektir.
Botoks sonrasında morarmanın en sık nedenleri:
1.    Aspirin ve benzeri kan sulandırıcı ilaçların kullanımı
2.    Yeşil çayın çok tüketilmesi
3.    Dışarıdan alınan ek E vitaminleri
4.    Kişinin morarmaya ve kanamaya genel yatkınlığı
Günümüzde Botulinum toksin A uygulamaları ile birçok insan, daha dinç, pürüzsüz ve genç görünümlü bir cilde sahip olabilmektedir. Bu uygulamalar kişinin gündelik hayatına ve özgüvenine yansımaktadır, kişiye daha kaliteli bir yaşam tarzı sunmaktadır. Botulinum toksin A uygulamaları uzman bir Plastik Cerrah veya Dermatolog tarafından gercekleştirilmelidir. İslem sadece basit bir enjeksiyon uygulaması olmayıp, işin uzmanı bir hekim tarafından kasların anatomik bilgisi, elde edilmesi planlanan sonucun nasıl elde edilebileceğine dair öngörü ve teknik beceri ile harmnalanarak elde edilebilir.
 
Botoks’un Doğruları ve Yanlışları
 
Botoks yılan zehridir
YANLIŞ. Tipta pek çok ilaç bakterilerden elde edilmektedir. Örneğin, penisilin bir bakterinin toksinidir. Botoks’da, Clostridium Botulinum tarafından üretilen Botulinum Toxin Type A bakterisinden elde edilen bir toksindir. 
 
Botoks ile kaslarınız tamamen felç olur
YANLIŞ. Botoks sinirlerin hareketini engelleyerek kasların çalışmasını durdurur. Kaslar kullanılmayınca kas hareketinden kaynaklanan kırışıklıklar da oluşamaz. Sadece ince kaslar etkilenir; yani kişi diğer kaslarını eskisi gibi kullanmaya devam eder. Botoks kas ile sinir arasındaki habercinin çalışmasını engeller ve sadece kasın enjekte edilen yerinde etkisi görülür. Bu nedenle kasın botoks ile tedavi edilmiş alanı kasılmazken, diğer bölgeleri kasılırlar. İnce kasların bölgesel çalışamaması durumu felç değildir ve bu durum geçicidir. Botoks maddesinin etkileri geçmeye başladığında kaslar da çalışmaya başlar. Ancak mükerrer kullanımlarda botoks kasların gücünü azaltır, böylece kırışıklıklar için uzun vadeli bir çözüm de getirmiş olur.

Botoks her yaş için uygun değildir.
YANLIŞ. Botoks estetik amaçlı kullanıldığında, yerleşmemiş, derinleşmemiş kırışıklıklar için idealdir. Herhangi bir mimik yapmazken (gülme, kızma, konuşma vb.) aynaya baktığınızda gördüğünüz kırışıklıklar için botoks uygun değildir. Bu tür yerleşmiş kırışıklıklar ilerlemiş yaşlarda daha çok görüldüğü için yaş ilerledikçe botoksun yüzün tamamındaki kırışıklıklar için faydası gittikçe azalır. Oluk şeklindeki bu yerleşmiş kırışıklıklar için dolgu maddeleri daha uygundur. Öte yandan botoks tıbbi nedenlerle de kullanılan bir ilaçtır. Kas spazmlarında fizik tedavi, nöroloji, kimi idrar sorunlarında üroloji, anus ve kalın bağırsak ile ilgili bazı hastalıklarda genel cerrahi, terleme tedavisinde dermatoloji ve plastik cerrahi, çene kasılmalarında plastik cerrahi tarafından kullanılır. Bu hastalıklarda hastanın durumuna ve ihtiyacına göre karar verilir. Dolayısıyla hastanın tıbbi ihtiyacı uygun olduğu takdirde botoks çok geniş bir yaş grubunda uygulanabilir.
 
Botoksun kozmetik dışında uygulamaları da vardır.
DOĞRU. Botoks ter bezlerinin çalışmasını önlediği için avuç içleri, ayaklar ve kol altlarındaki terlemeyi engellemek için de kullanılmaktadır. Ayrıca yüzünde belirgin asimetrisi bulunan kişilerde yüzü normal bir görünüme yakınlaştırmak amacıyla botoks uygulanır. Yine migren türü baş ağrısı çeken kişilerde doğru noktalarda normalden daha fazla dozda uygulanan botoksun baş ağrılarını kısmen de olsa geçirebildiği gözlemlenmiştir. Plastik cerrahideki bu uygulamalar dışında botoks tıbbın diğer dallarında da kullanılmaktadır. Örneğin, kas spazmlarinda fizik tedavi, nöroloji, kimi idrar sorunlarında üroloji, anus ve kalın bağırsak ile ilgili bazı hastalıklarda genel cerrahi, terleme tedavisinde dermatoloji ve plastik cerrahi, çene kasılmalarında plastik cerrahi tarafından kullanılır. 
 
Botoks anında etkili olmaya başlar.
YANLIŞ. Botoksun yapıldığı ilk iki gün hiçbir etki görülmez. Botoksun gözle görülür etkisi iki günden sonra başlar ve artarak devam eder. On – on dört gün içerisinde botoks tüm etkisini gösterir. En az dört, en fazla sekiz ay sonunda etkisi tamamen kaybolur. Etki kaybolurken de başladığı gibi yavaş yavaş azalarak kaybolur.
 
Kozmetik amaçlarla kullanılan botoksun yüzdeki dinamik kırışıklıkları azaltma ve oluşumunu geciktirme etkisi vardır. Ameliyatsız bir yöntemle kırışıklıkları gözle görülür şekilde azaltan botoks, özellikle gözlerin çevresinde uygulandığı zaman kaş arasındaki, alındaki ve kas ayaklarındaki kırışıklıkları büyük oranda gidererek, daha enerjik ve parlak bakışlar sağlar; yüzün ifadesini daha canlı ve genç bir şekilde değiştirir.
 
Botoksun etkileri geçicidir; bu nedenle, normal şartlar altında ve kozmetik amaçlı olarak kullanılabilen botoksun, minimum dört, maksimum sekiz, ortalama altı ayda bir uygulanarak yenilenmesi gerekir.
 
Botoks uygulaması uygulayıcının tecrübesine dayanır
DOĞRU. Botoksun her bir şişesinde belirli bir doz aralığı vardır. Standart bir şekilde sulandırılan botoksun her bir şişesinde minimum ve maksimum dozlar arasında ufak da olsa bir fark bulunmaktadır. Farklı şişeler uygulanan hastaya bu fark denk gelirse iki uygulama arasında bir fark gözlemlenebilir. Ancak bu fark çok azdır, çoğu zaman gözle farkedilmez. Bu fark genellikle birkaç uygulamadan sonra ortalama bir seviyeye ulaşır. Öte yandan uygulama konusunda deneyimli bir Plastik Cerrah veya Dermatolog tarafından yapılmalıdır, aksi takdirde istenmeyen sonuçlar elde edilebilir.
 
Botoks uygulaması tehlikelidir
YANLIŞ. Uzun yıllar boyunca botoks uygulandığı takdirde uygulamanın yapıldığı kas grupları giderek zayıflar, ancak bunun bir zararı yoktur. Uzun süreli uygulamalarda iki uygulama arası gittikçe uzar ve etkileri daha uzun süre devam eder. Zaman içerisinde kırışıklıklar daha da azalır ve aynı bölgede yeni kırışıklıkların oluşumu da engellenir. Erken dönemde yanlış botoks uygulamasından kaynaklanan mimik kaybı ve kötü görüntü gibi etkiler zaman içerisinde kaybolur. Çok nadir durumlarda baş ağrısına ve hafif bir soğuk algınlığına benzer bir etkiye yol açtığı gözlemlenmiştir. Lokal olarak iğnenin girdiği yerde çok hafif bir ağrı ve morluk gözlenebilir. Botoks ehil ellerde kullanıldığında etkinliği çok yüksek yan etkileri ise neredeyse olmayan, çok başarılı bir estetik girişimdir.
 
Botoks tüm kırışıklıklar için uygun değildir
DOĞRU. Botoks dinamik kırışıklıklar için uygundur ve en çok etkili olduğu bögle göz çevresidir. İki kaş arasındaki dik çizgiler, alındaki yatay çizgiler ve göz kenarlarında bulunan kas ayağı çizgileri botoksun en çok etkili olduğu yerlerdir. Kaşların hemen üzerindeki yay şeklindeki kırışıklıklar için botoks uygulanmaz; çünkü buradaki kaslar kaşların yukarıda durmasını sağlar. 
 
Botoks sadece alına ve göz çevresine uygulanılır
YANLIŞ. Botoks ağız çevresi, boyun, yanak, dekolte bölgesi ve burnun uç kısmı için de kullanılabilir. Bu uygulamalar çok daha fazla tecrübe gerektiren uygulama yerleridir. Uygun hasta seçildiğinde oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Örneğin, boyun bölgesinde Nefertiti Lift diye bilinen ve boyun sarkıklıklarında azalmaya neden olan botoks uygulaması son yıllarda giderek artmıştır.
 
Botoks uygulamasından sonra dinlenmeye gerek yoktur.
DOĞRU. İnce bir enjektör yardımıyla uygulanan botoks minimal bir ağrıya neden olur. Botoks ne enjeksiyon sırasında ne de sonrasında herhangi bir rahatsızlık vermez. Hasta uygulamanın hemen ardından evine, işine veya günlük işlerine dönebilir. Botoks uygulamasından sonra iki saat boyunca çok fazla eğilip kalkma hareketlerinin yapılmaması önerilir. Ayrıca iki saat boyunca su ve sabun değmemesi, makyaj yapılmaması gerekir. 
 
Botoks ile yüzümün ifadesi değişir ve garip gözükebilirim
YANLIŞ. Doğru uygulandığı takdirde botoks yüzün ifadesini daha genç, enerjik ve dinlenmiş olarak değiştirir. Kırışıklıkların azalmasıyla daha genç ve dinamik bir görünüme kavuşursunuz; aynı zamanda endişe çizgilerinin de yok olmasıyla daha rahat ve sakin bir kişi görünümü elde edersiniz. Bu değişiklik minimla bir değişiklik olup olumlu yöndedir.
 
Botoksun yanlış kişiler tarafından yanlış yerlere uygulanması sonucu istenmeyen sonuçlar elde etmek olasıdır. Her ne kadar bu görüntü geçici de olsa yaklaşık altı ay kadar kişiyi psikolojik ve sosyal olarak rahatsız edebilir. Ayrıca fazla dozlarda uygulanan botoks yüzün çeşitli yerlerinde aşırı gerginlik yaratabileceğinden, genellikle beğenilmeyen şaşkın insan görüntüsüne de yol açabilir. Botoksun göz altlarında yanlış uygulanması sonucunda göz altları aşağıya doğru çekilebilir; göz çevresi ve kaş altlarında yanlış uygulanması sonucu kaşlar gereğinden fazla havaya kalkabilir; kaş üstü ve alında yanlış uygulanması sonucu kaşlar aşağıya düşebilir, ağız çevresindeki yanlış uygulamalarda ise ağız hareketlerinde istenmeyen değişiklikler görülebilir. Bunların önlenmesi için botoksun anatomi bilgisine sahip bir plastik cerrah tarafından doğru yerlere doğru dozlarda uygulanması gerekmektedir. 
 
Piyasada bulunan botoks kremleri ile de aynı etkiyi elde edebilirim
YANLIŞ. Botoks iğneyle enjekte edildiği için etki edilmesi istenen kasların direkt üzerine uygulanır; bu nedenle çok etkilidir. Kremler ise ancak derinin üst tabakasına işleyebilir, yani aynı etkiyi gösteremez. “Botoks kremi” adıyla piyasada bulunan ürünlerin içeriğinde botulinum toksini yoktur; sadece içeriğinde bulunan kollajen maddeleri kırışıklıklar için etkili olduğu için bu isimle anılmaktadır. Ancak bu kremler enjeksiyonun etkisini güçlendirmek ve uzun vadede daha güzel sonuçlar elde etmek için önerilmektedir.
 
Botoks uygulaması çok pahalı bir uygulamadır
YANLIŞ. Botoks uygulaması pahalı bir uygulama değildir.
 
Özellikle kişinin elde ettiklerine bakıldığında; gerek kişinin güncel görüntüsünde yaptığı olumlu değişiklikler gerekse yaşlanma sürecini yavaşlatması nedeniyle bedelinin çok daha üzerinde bir hizmet sunmaktadır. Ancak çok ucuz uygulamalardan da kaçmak gerekir. Özellikle ülkeye kontrolsuz olarak, izinsiz giren ürünlerden kaçınmak, menşei tam bilinmeyen ilaçlara daha ucuz fiyatları nedeniyle itibar etmemek tavsiye edilir. 
 
BOTULİNUM TOKSİN A UYGULAMALARI İLE TERLEME TEDAVİSİ
Botoks ile terlemeye veda
Günümüzün yoğun iş temposunda oradan oraya yetişmeye çalışırken en son ihtiyacımız olan şey kontrolsüz terlemedir. Hemen herkes güne başlarken gün içinde terlemeyi kontrol altında tutmak amacıyla “anti-perspiran” olarak da adlandırılan, deodorant ürünlerinden faydalanmaktadır. Ancak bazıları için bu ürünler yeterli olamamaktadır ve kişi gün içerisinde aşırı terlediğini, rahatsız olduğunu fark etmektedir. Hiperhidrozis olarak adlandırılan ve aşırı terleme anlamına gelen bu durum için artık kolay bir çözüm bulunmaktadır. Sıklıkla yüzümüzdeki mimik çizgileri ve kırışıklıkların giderilmesinde uygulanan botulinum toksin A, hiperhidrozis tedavisinde de kullanılmak üzere FDA onayı almış bir üründür.
 
Botulinum toksin A bir nörotoksindir ve tıpkı sinirlerden kaslara olan iletimi bloke ederek mimik kaslarını zayıflattığı gibi, sinirlerden ter bezlerine uyarının iletimini de bloke eder ve bu sayede ter bezlerini aktive eden uyarılar iletilemediği için terleme olmaz. Kişi bu sayede kendisi konforlu, rahat ve kuru hisseder. 
 
Terleme tedavisinde botulinum toksin A uygulamaları ile ilgili bilinmesi gerekenler
Botulinum toksin A uygulamaları koltuk altına, avuç içine, ayak tabanına veya aşırı terlemenin meydana geldiği bölgeye yapılan bir dizi mikroenjeksiyonlar şeklinde gerçekleştirilmektedir. İşlemden önce cilt temizlenir ve takibinde doktorunuz işlem görecek bölgede sağlıklı sonuç verecek noktalara botulinum toksin A uygulaması yapmaktadır. İşlem esnasında iğne yapılma dışında ek bir ağrı duyulmaz ve işlem bitiminde ağrı hissi minimuma indirgenir. Ağrının şiddeti açısından avuç içi ve ayak tabanı nispeten daha ağrılı bölgeler olduğu için doktorunuz işlem öncesinde bu bölgeleri uyuşturmayı, lokal anestezi içeren krem uygulamayı veya soğutarak ağrıyı azaltmayı önerebilir. Her doktorun kendine göre uygun gördüğü bazı takip protokolleri olsa da sıklıkla size 2 saat boyunca işlem gören bölgeye su veya krem gibi herhangi bir şey sürmekten kaçınmanız önerilir. Size farklı bir uyarıda bulunulmadığı taktirde, iki saat sonunda su değdirmekte serbest olursunuz. İşlem sonrası araba kullanıp, işinize geri gönebilirsiniz. 
 
İşlem sonrası ağır egzersiz veya sauna gibi aşırı terlemenin olacağı durumlardan kaçınmak dışında ek bir önleme gerek olmaz.
 
Botulinum toksin A uygulamalarının getirdiği en büyük sınırlama etkinin geçici olmasıdır. Kırışıklık giderilmesi uygulamalarına kıyasla botulinum toksin A’nın terlemeyi kontrol altında tutması daha uzun etkili bir işlemdir ve etkinin 7-8 ay kadar sürmesi beklenir. Bu etkinin yapılan çeşitli çalışmalarda 16 aya kadar uzadığı tespit edilmiştir. Uygulamayı takip eden ilk 2 gün herhangi bir etki görülmez iken, 2 günün sonunda terlemede azalma başlar ve 7. günde beklenen maksimum etki ortaya çıkar. Bu şekilde birkaç ay seyreder ve sonra yavaş yavaş etki azalmaya başlar. Terlemenin tekrar başladığı dönemde yeni bir uygulamanın vakti geldiği anlaşılır.
 
Botulinum toksin A, Amerika Birleşik Devletleri’nde FDA onayı almış bir üründür. Yapılan sayısız çalışma uygulamaların güvenli olduğunu ortaya koymuştur. Her yıl milyonlarca uygulama yapılmaktadır ve günümüzde en sık uygulanan minimal invazif kozmetik işlemdir. Bu bölgeye yapılacak ek bir enjeksiyon bu sorunu giderecektir. Çok nadir olmakla beraber özellikle avuç içine yapılan uygulamalarda el içindeki kaslarda hafif zayıflıklar meydana gelebilir. Bu durum kişiye genellikle hiçbir sıkıntı vermemektedir ve sonuç olarak botulinum toksin A zaten geçici bir uygulamadır ve bölge birkaç ay içerisinde eski halini alacaktır.
 
Günümüzde botulinum toksin A uygulamaları ile birçok insan, kendilerine rahatsızlık veren ve bazen utanç duymalarına sebep olabilen aşırı terleme sorununa veda edebilmektedir. Bu uygulamalar kişinin gündelik hayatına ve özgüvenine yansımaktadır, kişiye daha kaliteli bir yaşam tarzı sunmaktadır, giyim seçimlerinde daha özgür olmalarına olanak tanımaktadır. 
 
DOLGU UYGULAMALARI
Kollajen cildimizin ikinci katmanında yer alan doğal bir maddedir. Derinin yapısının bozulmadan korunmasını, hücrelerin yenilenmesini ve kan damarlarının beslenmesini sağlar. Zaman içerisinde yüz mimikleri sürekli olarak kullanıldığında, özellikle gülme ve gözleri kısma gibi hareketler tekrarlandığında kollajen yapısı kırılmaya ve giderek bozulmaya başlar. Kollajen maddesinin azaldığı bölgelerde mimiklerden dolayı oluşan kırışıklıklar giderek yerleşmeye ve derinleşmeye başlar. Bu bölgeler için botoksun etkisi daha azdır, çünkü mimik yapmıyorken de bu kırışıklıklar göze çarpmaktadır. Diğer bir deyişle bunlar statik kırışıklıklardır. Oluk halini alan bu bölgelerin kırışıksız ve düz bir görünüme kavuşması için olukların doldurulması gerekmektedir.
 
Kollajen içerikli kremler ancak nemlendiriciler gibi cildin üst tabakasına nüfuz edebilirler ve cildin altında yer alan kollajen maddesinin yerine geçemezler. Bu nedenle kollajen maddesinin azaldığı bu bölgelerin içine enjeksiyon yardımıyla girerek dolgu maddesi doğrudan verilmelidir. Doldurma işleminin en sık uygulandığı alanlar, burun kanatlarının bitiminde oluşan nasolabiyel boşluklar, ağız kenarlarında bulunan yay şeklindeki boşluklar ve botoks ile giderilemeyen iki kaş arasında oluşan kalıcı oluklardır. Bunun dışında dolgunluk kazandırmak amacıyla alt ve/veya üst dudaklara da uygulanabilir. Geçici bir çözüm olarak burun üzerindeki kırılma şeklindeki görüntüleri daha düz ve hoş bir kavise dönüştürmek için de dolgu maddeleri kullanılabilir. Ayrıca yanak üzerinde allık sürülen bölgeler olan elmacık kemiklerinin görünümünü daha belirgin kılmak ve yüze daha genç ve çekici bir görünüm vermek için de dolgu maddeleri idealdir. Doldurma işlemi ağrı eşiği düşük hastalarda lokal anestezi uygulamasıyla yapılabilir; ancak genellikle ağrı ve rahatsızlık hissi azdır. Doldurma işlemi iki maddeyle yapılabilir. 
 
Kollajenden çimento
Peki başka ne var. Dolgular; özlerinde hyaluronik asit veya hidroksi apatit barındıran bu dolgular adeta tıbbi bir çimento görevi görmekte. Hyaluronik asit doğal kollajenimizi oluşturan ana yapı taşlarından biridir. Dolgu enjeksiyonlarıda yine iş arası estetik uygulamalar sınıfına girebilmektedir. Dolgular verildikleri yeri doldurup kırışıklıkların azalmasına, çene ucu, elmacık kemiği gibi yapıları belirginleştirmekte kullanılabilmektedir. Dolgularda yavaş yavaş azalarak vücut tarafından parçalanarak kaybolmaktadır. Kullanılan dolgulara göre bu malzemelerin kalıcılık süresi daha yüksek bir değişkenlik göstermektedir. Dolgular aynı zamanda bölgede su tutarak cildin nemlenmesine ve yeni kollajen yapılmasına neden olmaktadır. Dolgu uygulamaları yaşlanan yüzdeki pek çok değişikliği azaltmakta veya gizlemekte oldukça etkin ve pratik bir uygulamadır. Üst dudak kırışıklıkları gibi kimi bolgelerde ise ameliyatlardan bile daha etkilidir. İnsanın kendi yağı veya dokularıyla yapılan işlemle de dolgu yapılabilir. Bu maddeler, kişinin kendi vücudundan alındığı için alerji riski taşımaz. Dolayısıyla bunlar, dolgu maddeleri arasında en güvenilirleridir.
 
KENDİ DOLGUMUZU KULLANABİLİRİZ
Yağ Enjeksiyonu
Yaşlanmanın ve yer çekiminin kaçınılmaz etkilerinden birisi olan dokuda hacim kaybı, bedenimizin birçok yerinde kendini belli etmektedir. En çok dikkat çeken alanlardan birisi yüzümüzdür. Yüzümüzde zamanla ortaya çıkan çöküklükler, derin oluklar ve cilt kalitesindeki kötüleşme kullanılan birçok kozmetik ürüne rağmen yine de çoğu zaman engellenememektedir. Yağ enjeksiyonları, gerek bedeninizin, gerek yüzünüzün hatlarını güzelleştirerek ve idealleştirerek çok tatmin edici sonuçlar verebilmektedir.
 
Yağ enjeksiyonlarının estetik cerrahide kullanım alanları çok geniştir. En sık yağ enjeksiyonu yapılan bölgeler eller, yüz (dudaklar dahil), kalça veya liposuction veya başka bir nedenle vücutta çökük olan bölgelerdir.
 
Yağ enjeksiyonlarının mantığı aslında oldukça basittir. Yağ dokusu bedeninizde fazla olan yerden alınıp eksik olan yere verilir. Vücudunuzda yağ barındıran bölgelerden alınan yağ hücreleri, özel bir ayrıştırma ve yıkama işlemine tabi tutulur. Bu işlemi takiben dikkatli bir şekilde enjektör ile yüzünüze veya vücudunuza enjekte edilerek yağ dokusunun eksilmiş olduğu bölgelerde artmış hacim ve daha sağlıklı bir cilt elde edilir. Sonuç; güvenli, uzun ömürlü ve doğal görünümlü neticelerdir. Özellikle yüz bölgesindeki oluklar için kullanılan dolgulara kıyasla daha güvenli ve kalıcı sonuçlar vermekle birlikte cilt kalitesinde de gözle görülebilir güzelleşme sağlanabilmektedir. Bazı durumlarda istenilen görünüme ulaşabilmek için tekrarlanan işlemlere ihtiyaç duyulabilir. 
 
Yağ enjeksiyonları ile ilgili bilinmesi gerekenler
Bu yöntemin uygulaması oldukça basittir. Lokal anesteziyle uygulanabilir. Liposuction kanülü dediğimiz ince bir kanülle, vücudun karın veya basen bölgesinde dirençli yağ dokusundan gerektiği miktarda alınır. Alınan bu yağlar bazı işlemlerden geçirilerek kullanıma hazır hale getirilir. Daha sonra ince bir kanül yardımıyla yanaklar veya dudaklar dolgunlaştırılır veya alın ya da dudak çevresi kırışıkları giderilir. Bu madde isteğe göre ayrı ayrı ya da tüm bölgelere birden verilebilir. İşlem sırasında herhangi bir kesiye ihtiyaç yoktur. Bu nedenle hastada herhangi bir iz kalmaz. Yanaklardaki çöküklükler, alın kırışıklıkları, dudak ve göz kapağı kırışıklarını gidermek ve malar bölge ve dudakların dolgunlaştırılması için kullanılabilir.
Uygulama esnasında verilen yağın yüzde 50 – 60 kadar bir kısmı, vücut tarafından üç – altı ay içinde emilir. Geriye kalan yüzde 40 – 50’lik bölüm ise ömür boyu kalır. İşlem esnasında bir miktar fazla yağın verilmesi, emilme sonucunda beklentilere cevap verecek sonuçların elde edilmesi için faydalıdır. Uygulamadan 6 – 12 ay sonra tekrar bir – iki seanslık işlem yapılır. Bu şekilde istenilen sonuca tamamen ulaşılır.
Doktorunuz ile ilk görüşmenizde yüzünüzde veya bedeninizde hacim ve kontürle ilgili size rahatsızlık veren bütün detayları aktarmanız gerekir. Bu şekilde cerrahınız sizin beklentilerinizi sağlıklı bir biçimde anlayabilir ve hedeflediğiniz sonuca ulaşmanın bu işlem ile mümkün olup olmadığını değerlendirebilir.
 
Yağ enjeksiyonları her geçen gün daha da popüler olmaktadır. Yağ, plastik cerrahların kullandığı en uygun dolgulardan biri olduğu için çok geniş bir kullanım alanına sahiptir. Doğal görünümlü oluşu, uzun kalıcılığı olması ve güvenli olması en büyük avantajlarıdır. 
 
Vücut konutürlerini idealleştirmede, yara izlerinin revizyonunda, yüz ve el gençleştirmede ve vücuttaki çöküklükleri doldurmada çok etkili bir dolgudur. Belki de en önemli özelliği, kişinin kendi dokusu olması nedeniyle, diğer dolgularda görülebilen alerjik reaksiyon gibi komplikasyonların yağ enjeksiyonları için geçerli olmamasıdır.
 
Özet: Kişinin kendi yağ dokusuyla doldurma
Kişide yeterince yağ dokusu bulunuyorsa özellikle karın bölgesinden bir miktar yağ lokal anestezi yöntemiyle çekildikten sonra bir inceltme ve sterilize işleminden geçer. Bu işlemin ardından yine lokal anestezi yöntemiyle yüzde bulunan oluklara ve/veya dudaklara yağ dokusu enjekte edilebilir. Bu yöntemin avantajı enjekte edilen yağ dokusu kişinin kendisinden alındığı için alerjik reaksiyona neden olmaması ve ekstra bir maliyet getirmemesidir. Diğer bir deyişle enjekte edilen yağ miktarı arttıkça işlemin fiyatı da artmaz.
 
Enjekte edilen yağ dokusunun yaklaşık %70 ila %80’lik bir kısmı ilk bir ay içerisinde hızla erir. Kalan kısmı ise diğer canlı hücrelere tutunarak ömür boyu yaşar. Yani yağ dokusunun dezavantajı büyük bir kısmının hemen erimesi, avantajı ise kalan kısmın ömür boyu kalmasıdır. 
 
HAZIR DOLGU MADDELERİ
Dolgu maddeleriyle doldurma
Günümüzde laboratuar ortamında üretilen dolgular mevcuttur. Bunların ana yapısı hyalüronik asit veya hidroksiapatitdir. Değişik kimyasal bağlarla birbilerine bağlanan bu moleküller dolgu amacıyla kullanılmaktadır. Hazır enjektörler içerisinde kullanıma hazır halde bulunan bu materyaller uzman bir Plastik Cerrah veya Dermatolog tarafından güvenle kullanılabilir maddeleri teskil etmektedirler.
 
Bu dolgu maddeleri enjektörlerin içerisinde, steril kutularda yer almaktadır. Uygulayacak olan doktor enjektör içerisindeki hazır dolgu maddesini ihtiyaç duyulan alana direkt olarak enjekte eder. Bu dolgu maddeleri insan ya da hayvan kaynaklı değildir, bu nedenle allerjik reaksiyona neden olma ihtimali çok azdır. Enfeksiyon riski vardır; ancak oldukça seyrek rastlanan bir durumdur. Dolgu maddelerinin suyla birlite tutunma özelliği vardır, bu nedenle daha uzun süreli bir etki için enjeksiyon yapıldıktan sonraki birkaç gün boyunca bol su içilmesi önerilir.
 
Dolgu maddeleri markasına ve içeriğine göre değişen uzunlukta dönemler için etkilidir. Etkinliği genellikle enjekte edilen maddenin sertliğine ve katılığına bağlı olarak değişmektedir. 

Daha sert maddeler daha uzun süre kalıcılığını koruyabilmekte, ancak özellikle dudak gibi derisi ince olan bölgelerde dışarıdan bakıldığında ya da dokunulduğunda kendisini belli etmektedir. Hangi bölge için hangi dolgu maddesini kullanacağınıza bir plastik cerrahla birlikte karar vermeniz gerekir.

Dolgu maddesi uygulaması kimlere yapılmaktadır?
Dolgu maddesi enjeksiyonu minimal invaziv estetik uygulamaları arasında yer almaktadır. Kırışıklıkları giderme amaçlı uygulamalar genellikle 30’lu yaşlardan itibaren yapılmakla birlikte, kontur bozukluklarını gidermek amaçlı uygulamalar 20’ li yaşların ortasından itibaren yapılabilir.
 
Genellikle hangi bölgelere dolgu maddesi yapılmaktadır?
Kalınlaştırılarak  dolgun görünmesinin sağlanması için dudaklara, ince çizgiler ve derin kırışıklıkların tedavisi için yüzün pek çok bölgesine, elmacık kemiği, çene ucu, yanak bölgesi, şakaklar, kulak memesi, burun, boyun kırışıklıklarının azaltılması  ve dekolte çizgilerinin giderilmesi için boyun ve göğüs duvarının üst tarafına, yaşlanmanın en önemli ip uçlarından olan el sırtındaki kırışıklıkların giderilmesi ve ellere daha genç bir görünüm sağlamak için ele dolgu maddesi uygulanabilir.
 
En çok hangi bölgeye dolgu maddesi enjeksiyonu yapılmaktadır? 
Burun kanatlarının yanından dudak kenarlarına doğru uzanan bölgeye ‘Nazolabial bölge’ adı verilmektedir. Yüzdeki sarkmaya bağlı olarak en çabuk çöken ve kırışıklık görülen bölge burasıdır, dolayısı ile dolgu maddeleri de en çok nazolabial bölgeye yapılmaktadır. Daha sonra sırayla dudak dolgunlaştırmak , göz kenarındaki kaz ayağı kırışıklıklarının giderilmesi, alın ve dudak kenarındaki mimik aktiviteye bağlı kırışıklıkları tedavi etmek amacıyla doku maddesi enjeksiyonları yapılmaktadır.
 
Dolgu maddeleri sağlıklımıdır?
Hayvansal madde içermeyen hyalüronik asit türevleri vücutta zaten bulunan maddelerdir ve ağırlığının yaklaşık 100 katı kadar su çekerek dolgunluk sağlamaktadır, ayrışabilen bir ürün olduğu için zamanla vücudu terk etmekte ve herhangi bir yan etki bırakmamakta ve insan sağlığına  herhangi bir zararı olmamaktadır. Yine Kalsiyum Hidroksiapatit ana maddesi içeren dolgu maddeleri de; vücutta uygun yerlere ve uygun derinlikte enjekte edildiğinde sağlığa zararlı değildir ve biraz daha uzun süreli dolgunluk etkisi yaratmaktadır.

Dolgu işlemi yapıldıktan sonra ne kadar zamanda günlük yaşama dönülebilir?
Dolgu maddesi uygulaması yaklaşık 20 dk ile yarım saat gibi kısa süreli bir işlemdir, uygulandığı yerde hafif kızarıklık ve çok az miktarda morarma görülebilir. İşlem tamamlandıktan sonra işinize dönüp günlük yaşantınıza dönebilirsiniz, işinizden geri kalmanızı gerektirecek bir durum oluşmaz. Çok nadiren kullanılan malzemeye karşı hassas bünyelerde allerjik reaksiyonlar görülebilir

En çok hangi dolgu maddeleri kullanılmaktadır?
Dudak kalınlaştırma ve ince kırışıklıklar için hyalüronik asit içeren dolgu maddeleri ve yağ enjeksiyonları, nazolabial bölgedeki oluklanmalar ve elmacık kemiği ve çene konturlarının belirginleştirilmesinde ise kalsiyum hidroksiapatit içerikli maddeler, hyalüronik asit içerikli dolgu maddeleri ve yağ enjeksiyonları en çok yapılan uygulamalardır.

Dolgu işlemi yapılacak dönemde kullanılmaması gereken ilaç var mıdır?
Dolgu maddesi enjeksiyonu yaptırmayı düşünen kişiler kesinlikle aspirin ve benzeri ilaçları kullanmamalıdır. Eğer kullanıyorsa 1 hafta öncesinden aspirini kesmeli, uygulama yapıldıktan sonra da birkaç gün kullanmamalıdır. Çünkü aspirin kanı sulandırıcı etkisi nedeniyle uygulama yapılan yerlerde morlukların oluşmasına ve artmasına neden olabilir. Aynı şekilde yeşil çay ve E vitamini de kanamayı arttırıcı etkiye sahiptirler.

Kullanıldığı zaman problem yaratabilecek dolgu maddeleri var mı?
Hayvansal içerikli ve silikon içerikli dolgu maddelerinin kalıcılığı  daha uzun süreli olabilir. Ancak bu maddeler alerjiye, kist ve granülom (sert kitle) oluşumuna neden olabilir, doğal görünümü bozabilirler. Bu nedenle karar verirken dikkatli davranmak gerekmektedir. Kalıcı dolgu malzemeleri eriyenlere göre daha fazla oranda sorun çıkartma potansiyeline sahiptirler. Ürün seçiminde çok ucuz ürünlerin tercih edilmemesinde ve fiyattan ziyade güvenirliliğin ön planda tutulmasında fayda vardır.

Dolgu maddeleri ile kazanılan görünüm ne kadar süre ile kalıcıdır?
Uygulama yapılan bölgeye göre değişmekle birlikte Hyalüronik asit türevleri yaklaşık 8 ila 12 aya kadar kalıcı olabilmektedir. Kalsiyum hidroksiapatit türevleri ise uygulandığı bölgede etkisini 2-3 yıla, bazen daha da uzun sürelere kadar koruyabilmekte ancak sadece belli bölgelere uygulanabilmektedir.

Dolgu maddesi uygulamasında ücretlendirme nasıl yapılmaktadır?
Dolgu maddelerinin ücretleri içerdiği maddeye ve markaya göre değişmektedir. Genelde işlem maaliyeti kullanılan dolgu maddesinin miktarı ile doğru orantılıdır.

Dolgu maddesi enjekte edilmesinden sonra neler yapılmalıdır?
Dolgu maddesi uygulanmasından sonra kısa süreli buz uygulanması morlukların oluşumunu engeller veya azaltır. İlk 2 gün bol miktarda su içilirse özellikle hyalüronik asit içeren dolgular su çekerek etkisini daha iyi göstermektedir. Yine dolgu maddesi uygulanan bölgeye aşırı masaj yapmamak gerekir.
 
Burun Estetiğinde Dolguların Yeri
 
Anestezi: Lokal anestezi veya anestezi uygulamadan
İşlem süresi: 2-5 dk
İşlem sonrası: Burun çevresi ve üzerinde şişme ve morluk görülebilir.
Dolgu materyalleri: Hyaluronik asit veya hidroksi apatit bazlı malzemeler
Süre: Kullanilan malzemeye göre 6ay-3,4 yıl.
Komplikasyonlar: Yetersiz dolgunluk, çabuk erime, allerjik reaksiyon, enfeksiyon
 
Burun, gerek temel fonksiyonumuz olan nefes almayı yerine getirdiği için, gerekse yüzün temel organlarından biri olmasından dolayı ayrı bir öneme sahiptir. Yüzümüzün ilk göze çarpan organlarından biri olduğu için dış görüntümüzü ve imajımızı oluşturan en önemli yerlerimizden birisidir. Her bireyin burnu kendisine hastır; bu nedenle burun estetiğinin de kişiye özel olarak planlanması ve gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
 
Burun estetiğinin amacı, burnun şekli, büyüklüğü ve genel görüntüsünde değişiklikler yaparak burnu yüz ile uyumlu bir hale getirmektir. Burun estetiği ile burun uzaltabilir veya kısaltabilir, küçültebilir veya büyütebilir, şekli değiştirilebilir, kontüründe değişiklikler yapılabilir, burun deliklerini küçültülebilir, “kemer” olarak ifade ettiğimiz üst kısmındaki kemik yapı küçültülüp daha oyuk bir görüntü kazandırılabilir, kalkıklığı artırılabilir, ucu sivriltilebilir veya yuvarlaklaştırılabilir. Burnun kemik veya kıkırdak yapısından birisi veya ikisi ile ilgili değişiklikler yapılabilir. Bütün bunların ne kadar ve ne şekilde gerçekleşeceği ancak burnun anatomik özelliklerinin ve burun derisinin doktor tarafından muayene edilmesinden sonra anlaşılabilir.
 
Burun ameliyatı geçirmek istemeyen bireylerde veya ameliyat sonrası görülebilecek ufak rötuş ihtiyaçları için, dolgu materyalleri kullanılarak, burun şeklinde ufak değişiklikler sağlanabilir. Dolgu materyallerinin kullanımı ile burun daha uzun, daha kalkık gösterilebilir, burun ucunda sivrileşme veya daha yuvarlak bir görüntü elde edilmesi belli sınırlar içerisinde gerçekleştirilebilir.

Burun sırtındaki kimi düzensizliklerin kamufle edilmesi, burun sırtındaki kemer yapısının gizlenmesi ve burunun daha kalkık algılanması yine dolgu materyalleri ile sağlanabilir. Tüm bu uygulamalar için detaylı bir anatomi bilgisi gerekmektedir, bu nedenle bu işlemlerin bir plastik cerrah tarafından gerçekleştirilmesi uygun olacaktır. Unutulmamalıdır ki burun yapımız başlangıçta da mükemmel değildir. Bu işlemden sonra da burun bir miktar asimetrik kalmaya devam edecektir.
 
Dolgu işlemi sonrası
Dolgu işleminin sonuçları, uygulamanın hemen ardından gözle görülür. Bu uygulama, en basit tanımıyla boşlukların bir tür dolgu maddesiyle doldurulması olduğu için, işlem yapılırken ve yapıldıktan sonra gelişmeyi ve sonucu görmek mümkün olmaktadır. Hasta sonuçlardan memnun kalmadığında ya ya enfeksiyon olduğunda dolgu maddesi başka bir maddenin enjekte eidlmesiyle eritilebilmektedir; ancka aynı şey yağ ile yapılan dolgu işlemi için geçerli değildir.
 
İki yöntemden birisi uygulandıktan sonra yaşa ve cildin özelliklerine bağlı olarak enjeksiyon bölgelerinde şişme, morluk ve ağrı hissedilebilir. İki saat boyunca su, sabun değdirilmemeli, makyaj yapılmamalı, ağır hareketlerden kaçınılmalıdır. Aynı gün işe dönmek mümkün olsa da, oluşabilecek şişme ve morluktan dolayı sosyal bir rahatsızlık duyulabilir. Bu nedenle enjeksiyonun yapıldığı gün ve ertesi gün dinlenilmesi önerilir. 
 
Peki ne zaman cerrahi?
Zamanla botoks ve dolgu maddelerinin çok derinleşmiş kırışıklık ve oluklar için yeterli olmadığını görebilirsiniz. Bunun en önemli nedeni, zaman içerisinde yer çekiminden dolayı aşağıya doğru sarkan yüz derisinde bir fazlalık oluşmasıdır. Botoks bu fazlalığı germeye yetecek güçte değildir ve dolgu maddeleri de derinin fazlasını doldurma yeteneğine sahip değildir. Bu nedenle yaşa ve kişinin özelliklerine bağlı olarak ancak yüz germe ameliyatı istenen sonuçları verebilir.

"Editör" İle İlgili Haberler

- Sosyal Medya da varmısınız? (13 Şubat 2012)

- Avmgazette Şubat sayısı (06 Şubat 2012)

- AVM’ler bizi gözetliyor! (08 Ocak 2012)

- “Özel Günler” bu yılda haberlerin (28 Haziran 2011)

- Okyanus Terapisi ile Yenilenin (22 Haziran 2011)

- Baş ağrılarınız sırasında mideniz mi bulanıyor? (17 Haziran 2011)

- Sınav Dönemi Beslenmesinde Önemli 5 Adım (16 Haziran 2011)

- Baba olmaya hazırmısınız? (14 Haziran 2011)

- Aşırı terleme hayatınızı ele geçirmesin! (14 Haziran 2011)

- Egzersiz sonrası kas ağrılarında vişne suyu mucizesi! (09 Haziran 2011)

- Fazla kilolar cilt hastalıklarını (06 Haziran 2011)

- Doğru beslenmenin sırrı (23 Mayıs 2011)

- Meme büyütmede protezler tercih sebebi (18 Mayıs 2011)

- Yaza zayıf ve sağlıklı girmenin ip uçları (17 Mayıs 2011)

- ‘Sınırlar Yörüngeler’den beşinci yılda 9. sergi (17 Mayıs 2011)

- Şehir Hayatında Sağlıklı Beslenmenin ve (16 Mayıs 2011)

- Kışın yorgunluğunu bacaklarınızdan atın (11 Mayıs 2011)

- Alerji hakkında bilinmesi gerekenler (11 Mayıs 2011)

- Kilonuzu kontrol edemiyormusunuz? (11 Mayıs 2011)

- Kiva ile yeni sezonda yöresinden mutfağa (06 Mayıs 2011)

- Saç ekimi doğru yapılırsa (06 Mayıs 2011)

- Bahar yorgunluğu (05 Mayıs 2011)

- Hotamışlıgil karaciğerin (04 Mayıs 2011)

- Sağlıklı güzelleşmek isteyenler (03 Mayıs 2011)

- Aşk Tesadüfleri Sever’in DVD ve VCD’si (03 Mayıs 2011)

- Anabilim Yaz Okulu için (03 Mayıs 2011)

- Anne olmaya hazırsınız (02 Mayıs 2011)

- Kendinizi de Diyetinizi de (02 Mayıs 2011)

- Türkiye’nin en büyük devlet hastanesi (29 Nisan 2011)

- Darüşşafakalı Kızlar 40. Yıl (29 Nisan 2011)

- Gözleriniz “katarakt”la gölgelenmesin (28 Nisan 2011)

- Ayşe Tolga ile Adım Adım (28 Nisan 2011)

- “Tesadüf” temalı (28 Nisan 2011)

- Kız Kulesi'nde (27 Nisan 2011)

- Rahim ağzı kanseri vakalarının % 95’inde (25 Nisan 2011)

- Altın Çilek’in kanıtlanmış hiçbir (25 Nisan 2011)

- Bağımlılıkla mücadele (18 Nisan 2011)

- Hydropeptıde ile çatlak, portakal kabuğu görüntüsü ve (14 Nisan 2011)

- Düğün günü kusursuz bir cilt için (13 Nisan 2011)

- Yaz için geri sayım başladı! (13 Nisan 2011)

- Rakamlarla Windows Live Hotmail (06 Nisan 2011)

- DBE’den 5 Adımda Doğru Okul Seçimi (05 Nisan 2011)

- Stresin Romatizması Olurmu? (05 Nisan 2011)

- 30 Yaş sonrası Kırışıklığa Dikkat (05 Nisan 2011)

- Dişlerde Bahar Temizliği (05 Nisan 2011)

- Türkiye’de yılda 30 bin kadın (04 Nisan 2011)

- Bacaktaki Estetik Kaygılarınıza (04 Nisan 2011)

- Ameliyatsız Cilt Germe ve (04 Nisan 2011)

- Hayvan Haklarını (03 Nisan 2011)

- Ayşe Tolga ile (01 Nisan 2011)

- Damgalama! (30 Mart 2011)

- Şimdi Moda (29 Mart 2011)

- Ayhancan İtalya’da Tecrübe Kazanıyor (29 Mart 2011)

- Unicef'in "5 yaşında anaokuluna" kampanyasında (28 Mart 2011)

- Ofiste atıştırmak yerini (28 Mart 2011)

- Öğrencileri büyüleyen yarının izleri (27 Mart 2011)

- Gökyüzü kamerasından (24 Mart 2011)

- Bennu Gerede’nin objektifinden (23 Mart 2011)

- Ayhancan İkinci Starta Hazır (18 Mart 2011)

- Kış bitti! Nezle, Grip bitmedi (16 Mart 2011)

- Vücut direncini artırmada 7 altın kural (14 Mart 2011)

- Bir masal vardı bu şehre dair (14 Mart 2011)

- Depresyona Karşı Mimari Çözümler (14 Mart 2011)

- Hayalden Gerçeğe (11 Mart 2011)

- dekorasyon ve ofis tasarımlarında yükselen trendler… (08 Mart 2011)

- Gerçek yaşınızı biliyormusunuz? (08 Mart 2011)

- Modern Sinema, Dünya Kadınlar Günü (03 Mart 2011)

- Diyet beyinde başlar! (02 Mart 2011)

- Türkiye’de gençler müziğe para ayırmıyor! (01 Mart 2011)

- Dünyanın bütün bilgisayarları birleşiyor! (25 Şubat 2011)

- FİTTİPALDİ’NİN TERCİHİ TW STEEL (11 Şubat 2011)

- Kontrollü Tarım (04 Şubat 2011)

- Sevgililer Günü Anketi (25 Ocak 2011)

- EN ÇOK ‘ŞİŞLİ’ KONUŞULDU (21 Ocak 2011)

- yakalavecek.com (18 Ocak 2011)

- KIŞ UYKUSU (13 Ocak 2011)

- Sevgili Yastığı! (11 Ocak 2011)

- April Yayıncılık Ocak ayında... (06 Ocak 2011)

- Et tutkunları (22 Aralık 2010)

- Türk tüketicisi (14 Ağustos 2010)

- Alaşehir (21 Haziran 2010)

- Avantgarde Hotel (11 Mayıs 2010)

- Anadolu markaları (03 Mayıs 2010)

- Tv Dünyasının (02 Nisan 2010)

- Ahmet Misbah Demircan (12 Mart 2010)

- Avm'lere kültür merkezi (30 Ocak 2010)

- AVM`ler pazar günü kapansın mı? (21 Ocak 2010)

- Gerçek Outlet (09 Ocak 2010)

- İYİKİ VARSINIZ (20 Kasım 2009)

- ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ’NİN YENİ TANIMLANMASI (19 Kasım 2009)

- Deneyimsel Pazarlama AVM’lerde! / Selcen Aykaç-Özyeğin Üni. (18 Kasım 2009)

Ayın çok okunanları Haftanın çok okunanları