23 Nisan’da güzel tatili fırsat bilip ailemle ETS’nin Pamukkale turu ile ülkemizin değerlerini keşfe çıkmaya karar verdim. ÇYDD kanalı ile okuttuğumuz 1000 kız çocuğun 100’ünün soluduğu kent olan Muş’a gittikten sonra hayatım Muş öncesi ve Muş sonrası ikiye ayrılır. Kişi başına milli gelirin 400 dolar civarında olduğu, akraba evliliğinden dolayı halkının yarısı engelli olan ve bir sineması bile yakın zamana kadar mevcut bulunmayan Muş’u gördükten sonra iyisi ile kötüsüyle ülkemi tanımaya karar verdim. Siyasetçilerimiz ülkemizi ili, ilçesi, köyü ile karış karış geziyor ve tanıyor. Ne yazık ki bizim gibi ekmek parası derdine düşmüş çoğunluk Türkiye’yi tanımadan, sorunlarını, insanlarının dertlerini öğrenemeden göçüp gidiyor bu dünyadan.

Ülkemi tanımaya 4 yıl önce karar verdim ve bu kararla birlikte sürekli geziyorum. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde bulunan ve Hırıstiyanlığın 7 önemli kilisesinden olan St.Jean kilisesi de tur programımızın içindeydi. Hayli uzun bir yolculuktan sonra tura katılan herkes bir mola verip,tuvalete gitmek istedi. Camide bir tuvalet olduğunu söyleyen rehberin tavsiyesiyle gittik. Keşke gitmez olaydık ve görmez olsaydık. Sadece erkeklere ait bir tuvalet vardı ve başında da Alzheimer hastası olduğunu sandığım ve torunu ile tuvaletin temizlik işlerini yapan avaz avaz bağıran bir kadın vardı. Nefesimi zor tutarak, leş gibi kokulu mekandan kaçarak Alaşehir’in tüm sokaklarını bir tuvalet bulurum umudu ile taradım,fakat ne yazık ki bulamadım. İşin ilginç tarafı bu bölgenin bri diğer adı da Philedelphia idi. Amerika’nın en gelişmiş bölgelerinden biri.Rehberimiz kilise ile ilgili önemli bilgiler verdiğinden kendimi kilisenin bahçesine zor attım ve acı çekerek rehberin konuşmalarını dinlemeye çalıştım.
Roma döneminden sonra Bizans’ın önemli bir yerleşim alanı olan Alaşehir Hıristiyanlığın Anadolu’da yayılması sırasında önde gelen şehirlerinden birisi imiş. Buradaki Toptepe’de mabet kalıntıları, Roma dönemine ait tiyatro kalıntıları, surlar ve bu kilise bulunuyormuş. Aziz Yuhanna’nın yedi kutsal kilise cemaatine yazdığı mektuplarından birisini de buraya göndermiş. Hıristiyanlığın ilk yıllarında burada zengin bir Yahudi topluluğu da yaşamış. Burada yapılmış olan kiliseden günümüze yalnızca moloz taş ve tuğladan örülmüş duvar ve temel kalıntıları ile kütlevi kesme taştan üç paye gelebilmiş.Günümüzde bu alan koruma altına alınmış ve park olarak düzenlenmiş.
Düşünebiliyor musunuz Hıristiyanların özellikle inanç turizmi kapsamında muhakkak uğradığı ve Hıristiyanlığın mihenk taşlarından biri olan St.Jean kilisesi doğru dürüst tuvaleti bulunmayan, derme çatma hijyenden nasibini almamış lokantaların olduğu, gecekondu apartmanlarının solmuş renkleriyle gelen geçene acı acı gülümsediği bu ilçe yani Alaşehir aslında inanç turizmi açısından dünyanın en sayılı değerlerinden biri,fakat yetkililerimizin umrunda değil. Burada yıllardır değişen bir şey yok. Sanırım 50 yıl önce de tuvaletsizdi şimdi de. Gelen turistler bu rezaleti görüyorlar ve içlerinden alay ederek yakınlarına,dostlarına bu sefilliği anlatıyorlar.
Seyahat acentalarına tavsiyem, bu kadar önemli bir yere gitmeden önce düzgün bir benzin istasyonunda veya restoranda mola vermeleri ve kiliseyi gezdirip,anlattıktan sonra hızla Alaşehir’den uzaklaşmalarıdır. Sorumlulara duyurulur.
Dr.Nurdan Tümbek TEKEOĞLU